Halit KATKAT


Yeni Kurtarıcılar

Halit KATKAT


Toplum bugün dünyanın hemen her yerinde siyasi ve demokratik olarak bir çıkmazda, ekonomik olarak emperyalist tekeller tarafından kuşatılmış durumda.

Bu durum ülkelerin ekonomik durumlarına göre farklılıklar gösterse de her soruna çıkar ve paraya dayalı çözümler sunan sistem tarafından, sorunlar çözülmek yerine giderek büyüyen kaos olarak topluma dönmektedir. Bunun sonucu olarak sistemden bunalan işçi ve emekçiler bir zamanların batmayan imparatorluğu İngiltere de olduğu gibi grevlere giderken bazı ülkelerde halk ayaklanmaları şeklinde olmaktadır. Bizim gibi emperyalizme bağımlı ülkelerde ise hayat pahalılığından, işsizlikten, ayrımcılıktan ve şiddetten bunalan kitleler yeni kurtarıcılar aranmaktadır.

Kurtarıcı arayan kitlelerin kurtarıcı özlemini gidermek ve tek adam rejiminden kurtulmak üzere sunulan çözümler yeni partiler ve yeni ittifaklar. Bunalım dönemlerinde burjuva partilerin sayısı artar. Ama bu günlerde sadece partilerin sayısı değil aynı zamanda ittifakların da sayısı artmaktadır. Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı´nın yanı sıra sol ve sosyalist partiler arasında da ittifak çalışmaları sürerken Türkiye siyasal hayatına yeni bir ittifak daha ekleniyor. Eski bakanlardan Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu, Zafer Partisi, Memleket Partisi ve Milli Yol Partisi ile ittifak görüşmelerini sürdürdüklerini, Eylül ayı sonunda “Türkiye İttifakı” adı altında ittifaklarını açıklayacaklarını söyledi.

Ülkemizde tek adam iktidarına karşı altı parti bir araya gelerek kurduğu Millet ittifakını oluşturan partilerin bir kısmı tek adam iktidarının kurulmasına destek vermiş, iktidarda birlikte çalışmış kişilerden oluşuyor.

Bütün parti ve ittifakların ortak özelliği, ne işçilere ne de üretici tarım emekçilerine dayanması ve onların temsilcilerinin bu ittifaklarda yer almasıdır. Hepsi bir nevi inanç ve inandırma temellidir. Biz kuralım, propaganda (inandırma) yapalım, yoksul kitlelerin beklentisini kendi kanalımıza akıtalım anlayışındadırlar.

Sol kesimde yapılan birliktelikler de sınıfsal değildir. Amaçları “sömürülen ve ezilen kitlelerin desteğini almak” tır. Burada ‘sömürülen ve ezilen kitleler´ deyimi düzenden rahatsız olan geniş kitlelerin desteğini almak için kulağa hoş gelse de üretim temelli değildir ve kitlelerin iradesi ortada yoktur. Ayrıca işçi ve üretici sınıfların ufkunu bulanıklaştırıcı öze de sahiptir.

Bizzat işçi ve emekçilerin; yani gerek maddi ürün üreten işçilerin, gerekse hizmet ve düşünce üreten emekçilerin doğrudan temsilcilerinin olmadığı hiçbir oluşum onların sömürüden ve kaostan kurtulmasına hizmet etmez.

İlginç olan bir durumda sol partiler hep Sovyet devriminden söz etmelerine ve oradan örnekler vermelerine rağmen, Rusya´da 1905 devriminden sonra işçi ve köylü emekçiler tarafından kullanılan Sovyet (konsey) tipi örgütlenmeyi daha sonra 1917 devriminde Bolşeviklerin kullandığını örnek almazlar.

Şunu demek istiyorum: Ülkemizde de sendikaların, meslek kuruluşlarının hatta partilerin yer aldığı kent konseyleri var. Neden bunu da bir yönetim ve karar organı olarak düşünmezler?

--