Meral Tabakoğlu TOKSOY


Yine, Yeni Yıl Polemiği

Meral Tabakoğlu TOKSOY


Bir kez daha yeni bir yıla girmeye hazırlanıyoruz. Bir zamanlar yeni yıl, yeni umut demekti. Son yıllarda ise ekonomik zorluklar ve ülkenin ağılaşan sorunları, insanın bir beklentiye girmesine pek izin vermiyor.

Ama yine de bir araya gelip eğlenmek, biraz olsun moral aşılamak için bir fırsat olabilir.

Ancak gündemi değiştirmek ve dikkatleri yine dini inancımıza çekmek isteyenler bu durumdan faydalanma derdindeler.

“Yeni yıl bizim geleneğimiz mi?", “dinimizce de kutlanması caiz değil” hatta “Kutlayan dinden çıkar” gibi fetvalar veriliyor. Bu yıl bu söylemlere yeni yeni videolar eklendi.

İlkokul ve ortaokul öğrencilerine çeşitli sloganlar ezberletilerek çekilen videolara sizler de rastlamış olabilirsiniz. Şayet denk gelmediyseniz, aramamanızı tavsiye ederim; gerçekten çok can sıkıcı. 

O sloganlardan bazıları şöyle: 

“Ben yılbaşını kutlamıyorum, çünkü Müslümanca duruşumu korumayı önemsiyorum.”  

“Ben Müslümanım, çam ağacını değil ahlakımı süslerim.”  

Daha da ileri giderek küçücük çocuğa,

“Bacadan gelenler sizin, Miraç’tan gelenler bizim olsun” gibi ayrıştırıcı sözler söyletiliyor. Üstelik marifetmiş gibi sosyal medyada paylaşılıyor.

İş öyle bir hal almış ki; çocuğunu okula götüren veli, şaşkınlığını gizleyemeden anlatıyordu. Yakınımdaki bir ilkokulda zeytin ağacından koparılan bir dal süslenmiş. İddia edildiğine göre “çam ağacı süslenmeyecek” talimatı gelmiş. Yani günahkâr olan çam ağacıymış! 

Ağaç süsle ama çam ağacı olmasın…

O zaman o benzemememiz gerekenlere benzemiş olmuyor muyuz?

Nelerle uğraşıyor, nelere kafa yoruyoruz; değil mi? Gülsek mi, ağlasak mı?

Esnafın dükkânını süslemesi, vatandaşın eğlenmesi özümüzü kaybetmek olarak değerlendiriliyor.

Keşke özümüzden koptuğumuz asıl meselelere kafa yorsaydık. (Kaldı ki çam ağacı ve yaprağını dökmeyen diğer ağaçların, Orta Asya Türklerinde kutsal sayıldığını ve süslendiğini biliyoruz.)

Mesela, kadınlardan başlasak diyorum. Kadına şiddet, her yıl artarak devam ediyor. Kadın cinayetleri, taciz ve tecavüz… Bunlar bizim özümüzde var mıydı? Bu kanayan yara karşısında neden dişe dokunur önlemler alınmıyor? 

Meclise sunulan kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin araştırılması talebi neden reddediliyor? 

Yılbaşı kutlamalarına gösterilen tepki, her gün öldürülen kadınlar için neden gösterilmiyor?

Kim verirse versin, ülke yararına Meclis’e sunulan önergelerin kabul edilmesi gerekmiyor mu?

Bunun bir açıklaması var mı?

-“Müslümanca duruşumu önemsiyorum.” sözünü çocuklara öğretirken, Türkiye’nin İsrail’e gönderdiği malların içeriği ve miktarı ile Gazze’deki durum üzerindeki etkisinin araştırılması talebi de reddedilmişti. Hepimiz hatırlıyoruz. 

Peki bu araştırmayı reddetmek, İsrail’le mal göndererek -aynı dine mensup olduğumuz (farklı inançta olsalar da fark etmez) masum bir halkın zarar görmesine katkıda bulunmak -  Müslümanca bir duruş muydu? 

Bu soruları bir kişiye değil, bu önergeleri reddedenlere soruyorum. 

O videolar ortada dolaşırken bundan kimler nemalanıyorsa hepsine soruyorum.

15 Temmuz’un araştırılması önergesi, deprem bağışlarının miktarı ve kullanıldığı yerlerin araştırılması için verilen önergeler de reddedilmişti. Mağdur insanların hakkının aranmasına” hayır” diyenler, nasıl bir duruş sergilediklerinin farkında değil mi?

Sözlü sınavlardaki şaibeler. İş kazaları deseler de aslında, iş cinayetlerindeki artışlar.

Tarikat ve cemaat yurtlarındaki sorunlar, hepsi için araştırma komisyonu kurulması talep edildi ve bunlar da reddedildi. 

Keşke tüm haksızlara aynı tepki gösterilseydi ve çoluk çocuktan medet umulmasaydı.  

Dünya nelerle meşgul, biz nelerle uğraşıyoruz... Geçenlerde Fransa’da kablosuz şarjlı otoyolun hizmete açıldığı haberi dikkatimi çekti. Henüz deneme aşamasında ama son derece önemli bir çalışma. 

“Bu yollar ülkemizde yapılsa, kimlere yaptırılırdı ve vatandaş o yoldan geçmek için kaç para öderdi acaba?

Sonuç olarak; 
Günah ve sevap Allah’la kul arasındadır. Dindar olmak ya da olmamak da öyle. Ama bilim yolunda, yalan söylemeden, hak yemeden,  haksızlıklara göz yummadan, adaletli olmak… İnanın, çok zor değil.

Not: Haber.sol.org.tr sayfasından yararlanılmıştır.