Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Sadullah ÇAĞLAR

Sadullah ÇAĞLAR

Tarih: 06.07.2022 15:57

1961 ANAYASASI VE YENİ SAĞ

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye toplumsal olarak önümüzdeki yıl yapılacak seçimlere altı partinin ortak Cumhurbaşkanı adayı ile katılmayı düşünüyor. 2023 seçiminin ilginç yanı genelde sağ partilerin ana muhalefet CHP´nin liderliğinde toplanması. Bu çok önemli. Neden mi? 

Ülkede yıllardır unutulan, düşünce olarak ayrı partilerin ortak program üzerinde katılma kararı almaları, demokratik olarak yeni bir dönemin habercisidir. Hukuk devletinde bu birliktelik aydınlatılmaya doğru atılmış yeni bir adımdır. İleri aşamada koalisyon iktidarı olması için uzlaşma kültürünün ortaya çıkması önemlidir.
Türkiye´nin çok partili yaşama geçmesi, geçmişten gelen bir gelenektir. 1876 anayasası ile başlar ve devamında 2.Meşrutiyet 1908 dönemi ile adalet, musavvat, hürriyet söyleminin öne çıkması aslında yeni bir çağa geçişin başlangıcıdır.
Fakat ne yazık ki, bu görkemli ve ilerici Jöntürk hareketinin uzlaşma kültürü eksikliği sonucu, ülkeyi 1.Dünya Savaşı felaketine sürüklemesi ile sonuçlandı.
Yıllar sonra, 1950´de Türkiye´de ilk defa demokratik seçimle iktidar değişimi yaşandı. Bu tarihsel bir olaydı. Dünya genelinde kendi iktidarını seçimle veren 2. Adam Cumhurbaşkanı İnönü´nün demokratik anlayışı, Batı toplumlarında bile olmayan demokratik bir yeniliğin önünü açtı.
Bu olağanüstü fedakarlık çok basit şekilde harcandı. Bu yanlışın bedeli hala acı şekilde hissedilmekte. Politika uzlaşma sanatıdır ve daha da önemlisi bilim işidir.
Geçmişte yaşanan sıkıntılar ülkeyi nereye getirdi? Şimdi günümüzde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu´nun Adalet Yürüyüşü ile yaptığı çıkış 6´lı masa için ön açıcı olmuştur. Sonuçta farklı düşünceleri olan partilerin güç birliği içinde birleşmelerine yeni bir dönemin başlangıcı olarak bakmak gerek.
Evet, neden?
Geçtiğimiz günlerde eski DP´nin Başbakanı Adnan Menderes´in Yassıada Mahkemesinde avukatı olan daha eski dönemde ise DP´nin içinden gelen, AP döneminde Süleyman Demirel´in Meclis Başkanı olan Hüsamettin Cindoruk, basına önemli bir açıklama yaptı. Cindoruk; “Ben geçmiş yıllarda, 27 Mayıs sonrası anayasa referandumu ile ilgili olarak 61 Anayasasına ret oyu kullandım. Şimdi bu ilerici hukuk devletinin teminatı olan, bu yenilikçi anayasaya ret oyu kullandığım için çok pişmanım. Açıkça söyleyeyim şimdi o ret oyumu geri alıyorum. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu´nun 6 ayrı parti ile olan yapıcı çalışmasını destekliyorum.”
Hüsamettin Cindoruk´un 1950 Demokrat Parti geleneğinden gelen siyasi birikimli lider vasıflı bir kişi olarak halka dönük olarak ifade ettiği ‘Geçmişte 1961 Anayasası´na ret oyu vererek yanlış yaptım´ diyerek kamuoyunu bilgilendirmesi önemlidir.
Bu politik açıklama, demokratik rejim açısından yeni bir uzlaşmaya kapıyı aralamıştır. Sayın Cindoruk´un örnek hareketi kutlanmalıdır. !961 Anayasası 2. Meşrutiyet ile başlayan yüzyılın ötesinde, sola açık en ilerici anayasadır.
Ben CHP´de gençlik kolları yönetiminde iken 1961 Anayasası refarandum çalışmasında görev almıştım.
20 yaşına gelmiştim ve ilk evet oyumu 1961 anayasasına kullandım. Siyasal hayatımın en büyük onuru, çağdaş ilerici Anayasaya destek olmaktı.
Bize göre 1961 Anayasası uygar dünyanın kapılarını ülkemize sonuna kadar açmıştır ve 1923 Cumhuriyetini gelişmiş demokrasiye taşımıştır. Bu yenilikler içinde anayasa mahkemesi, yargının bağımsız olması, üniversitelerin özerk olması ve basın özgürlüğü önemlidir.
En öğretici olay, bizler geçmişte emperyalizm, ulusal bağımsızlık, Nato ve ABD ile yapılan ikili anlaşmaların ne anlama geldiğinden habersizdik. Türkiye´de dünyanın en uzak ülkesi olan Kore savaşına DP iktidarının, meclise danışmadan en büyük askeri desteği vermesi tartışmaya açıldı.
Mülkiyet eşitsizliği konusu gündeme geldi, 1968 yılında ise ‘Bağımsız Türkiye´ talebi her yerde konuşulur oldu. İşçilerin sendikal hakları verildi, TİP ve Disk Kuruldu. 16 Haziran işçi gösterisi ise yeni bir uyanıştı. TİP 15 milletvekili ile parlamentoya girdi.
Mecliste yeni sesler duyulmaya başlandı ve resmi tarih aşılarak kurtuluş mücadelesi yeniden yazıldı. Yalnız Türkiye´nin değil, dünyanın en büyük şairi Nazım Hikmet´in şiirleri üzerindeki yasak kalktı ve kitapları Türkiye´de özgürce basılmaya ve satılmaya başlandı.
1961 Anayasası yeni bir doğuşun önünü açtı. Birçok kişi bu anayasanın değerini anlamakta çok geç kaldı. Ne diyordu 12 Mart´ın Başbakanı Nihat Erim: “Bu anayasa bizim için lükstür, biz İsveç değiliz.”
Peki bu çağdaş anayasa başta kimin eseri? Elbette ki tarihsel önder CHP Genel Başkanı İnönü´nün. Zira İsmet İnönü, bilim insanlarına yaptırdığı ilk anayasa taslağını 27 Mayıs öncesi 14. CHP kurultayında ilk hedefler beyannamesi olarak aydınlarla tartıştı. Bu yenilikçi anayasayı hazırlayan bilim kadrosu içinde Ankara Üniversitesi öğretim üyeleri hukukçu Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Zafer Tunaya, Turan Feyzioğlu, Hüseyin Nail Kubalı ve Hatay eski milletvekili Ahmet Sırrı Hocaoğlu vardı.
15 kişilik anayasa komisyonu sözcüsü Muammer Aksoy, kurucu mecliste yeni anayasa ile ilgili yaptığı konuşmada; “Arkadaşlar bu yeni anayasa taslağı sola açık, sosyal devleti hedefleyen, çağdaş bir anayasadır” der.
Muammer Aksoy konuşurken muhafazakar bazı milletvekilleri ‘Sayın Aksoy biz Fransa kadar gelişmiş değiliz, bu anayasayı al Fransa´ya götür´.
Prof. Aksoy eleştirilere verdiği cevapta, “Sayın Baylar, biz iki yüz yıl önce Tanzimat döneminde insan hakları evrensel beyannamesini kabul ettik. Biz 1789 laik yeniliğin ötesinde sosyal devleti hedefleyen yeni bir anayasa yaptık. Tekrar ediyorum, bu taslak kesin olarak sosyal hakları vermek ve mülkiyet eşitsizliğine çözüm bulmak için hedeflendi. Genel olarak ülkenin en büyük sorunu olan sosyal eşitsizliğe çözüm getirecektir.”
Aslında bu önemli yenilikte Muammer Aksoy´un unutulmaz katkısı vardır. Acaba Muammer Aksoy´un ölümünde gericiliğin hedefi olması tesadüf müdür?
Günümüzde genel olarak 5 tanesi muhafazakar kesimden gelen 6 ‘lı masanın bildirisinde geçmişteki ilerici anayasadan çok kaynak vardı. Sosyalist şair Ataol Behramoğlu ‘6´lı masanın işbirliği sorunların çözümünde çok faydalıdır´ der. Behramoğlu´nun tavrı öğretici bir çıkıştı.
Genel olarak uzlaşma demokrasi açısından faydalı sonuç verir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —