Her yıl asgari ücret gündeme gelir ve asgari ücret komisyonunca tespit edilen asgari ücret hiçbir zaman işçileri memnun etmez.
Asgari ücret komisyonu; hükümet, işveren ve Türk-İş temsilcilerinden oluşan bir komisyon tarafından belirleniyor. Burada her kurumdan beş temsilcinin katılımıyla komisyon oluşuyor. Ama bu komisyona katılım sayısının bu yıl düşürüleceği söyleniyor. Ama komisyonun sayısının bir önemi yok. Burada temsil edilen kurumların etki gücü önemli. Hükümet ve işverenler aynı cephededirler. İşçi cephesinde olması gereken Türk-İş ise sınıf sendikası değil bürokrat sendikadır. O da işverenlerle pek zıt düşmek istemez. Onun içinde son yıllarda etkisi olmadığını gördüğü için komisyon toplantılarına katılmamayı yeğliyor. Böylece sorumluluktan kaçıyor.
Asgari ücret nedir? Marks’a göre “Ücretli emeğin ortalama fiyatı, asgari ücrettir, yani işçinin işçi olarak hayatta kalması için zorunlu geçim araçları toplamı.” Burada işçinin emeğiyle ürettiği değerin kendisine yetecek kadarı kastediliyor.
2025 sonbaharı itibariyle, Türk-İş’in tespit ettiği dört kişilik bir ailenin geçinmesi için gerekli miktarlar TL olarak.
Dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması bakımından açlık sınırı yaklaşık 29.828 TL.
Aynı ailenin, gıda + barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. temel ihtiyaçları da dikkate alındığında “insanca yaşam” için gereken toplam gelir: 97.159 TL (yoksulluk sınırı)
Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise yaklaşık 38.752 TL olarak hesaplanıyor.
Asgari ücret pazarlığı hep devletin resmi istatistik kurumu olan TÜİK verilerine göre işçilere verilecek zam üzerinden yapılıyor. İşçinin günde ürettiği emek değeri göz önüne alınmıyor. Sanki işveren ya da hükümet kendi cebinden veriyormuşçasına pazarlık yapılıyor.
Yukarıdaki rakamlar, TÜRK-İş’in TÜİK verileri göz önüne alınarak yaptığı hesaptan çıkardığı rakamlar. Bu rakamlara hükümet ya da işveren tarafı itiraz edip fazla olduğunu söylemiyor.
İşçi tarafı burada yoksulluk sınırının altında bir rakamı kabul etmemesi gerekir. Yoksulluk sınırı artı enflasyon oranı şeklinde diretmesi gerekir. Hükümet de aile yılı diyor, ailelerden üç olmadı dört çocuk istediğine göre en az dört kişilik ailenin yoksulluk sınırının üzerinde asgari ücreti kabul etmesi gerekir.
Ama bakıyoruz işçiler bile “hiç olmazsa açlık sınırında zam olsun” diyorlar. Burada bürokrat sendikaların işçilerin çıkarlarını savunamadığını görüyoruz. Türk-İş kendi tespit ettiği asgari ücreti bile savunamayacak durumda.
Asgari ücret en büyük toplu sözleşme olduğunu söyleyen sendikalar da sadece konuyu konuşmakla yetiniyorlar. En büyük toplu sözleşmeyse bu, o zaman bütün sendikalar birlikte neden işçileri örgütleyip üretimdeki güçlerini harekete geçirmeyi düşünmüyorsunuz?
Bürokrat sendikalar, işçi sınıfını savunmada düzen sınırlarını hiçbir zaman aşamazlar.