Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Halit KATKAT

Halit KATKAT

Tarih: 14.04.2021 15:18

Çözüm sadakada değil planlı ekonomide

Facebook Twitter Linked-in

Pandemi virüsü evrimleşip her gün yeni türlerle insanlar üzerinde etkinliğini ve bulaşıcılığını artırarak yaygınlaşıyor. Bilim insanları ve sağlık emekçileri virüsün etkilerini ortadan kaldırmak için ilaç ve aşı geliştirmeye yoğun çaba harcayıp ter döküyorlar. Ama sağlık dünyasının bu çabalarının toplumda başarıya ulaşması (tüm insanlara ilaç ve aşının ulaşması) ise siyasilerin çabalarına ve kararlarına kalıyor. Bu kararların alınıp uygulanması ise yaşadığımız kapitalist sistemin işleyiş kurallarına bağlı. Aşı için para harcayan ilaç tekelleri bundan azami kår elde etmek isterler. Bu bakımdan aşıyı parası olan ülkeler alırken, parası olmayan ülkeler alamıyor. İlaç için de aynı şeyi söylemek mümkün. Diğer taraftan konunun uzmanlarının önerisi olan maske-mesafe ve hijyen kuralının uygulanmasını bireyler yapabilir. Aşının temini devlet tarafından ücretsiz yapılması durumu bir zorunluluktur. Aşı yaptırmak bireyler için de toplumsal bir sorumluluktur. Salgının hızla yayıldığı ortamda bireylerin “ben yaptırmıyorum, sonucuna da katlanırım” deme lüksü yok.

Bunun esas olarak bir de işçi ve emekçi boyutu var. Ekonomik sistem her ne olursa olsun işlemek zorunda. Ekonominin çarkları kapitalistlerin elinde. Bu bakımdan kapitalistler kendilerini hastalıktan soyutlarken işçilerin ne olursa olsun çalışıp çarkı döndürmesini istemektedir. Bu da işçiler arasında hastalığın yayılmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan pandemiden dolayı kapanan küçük işyerlerinin işçi çıkarmasıyla işsizlik giderek büyümektedir. Bu salgında işçiler hem hastalık hem de işsizlikle karşı karşıya kalmakta, esnaflar kepenk kapatmakta, çiftçiler ve tarım işçileri üretim yapamaz duruma gelmektedir. Bu duruma mevcut kapitalist sistemin getirebildiği yegâne çözüm “yardım”, yani sadaka kültürü… Evet aç olan birine ekmek, yani askıda ekmek, vermek insanların vicdanını rahatlatabilir. Esnafa para dağıtmak, yoksullara soğan ve patates dağıtmak da öyle… Burada sorulması gereken birinci soru, bu insanları yardıma muhtaç hale getiren bu sistem değil mi? İkincisi, bu insanlar ömür boyu bu yardımlarla yaşayabilir mi? Üçüncüsü esas vicdanları rahatsız etmesi gerekenin, birileri servet ve lüks içinde yüzerken birilerinin yardıma muhtaç yaşaması değil midir?

Siyaset kurumunun çözmesi gereken esas sorun budur. Şunu açıkça söylemek gerekir ki bu sorunların çözümü kapitalist ekonomide mümkün değildir. Bunları çözmek için katılımcı, yerelden genele yaygın bir demokrasi ve planlı ekonominin çözebileceği sorunlardır.

Sınıflı toplumlarda değişim dinamikleri yine o toplumdaki sınıflardır. Kapitalist toplumun üretim dinamikleri işçi sınıfı, kafa ve kol emekçileri ve tarım emekçileridir. Toplumun değişimi de bu sınıfların ortak mücadelesi ile olacaktır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —