Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Halit KATKAT

Halit KATKAT

Tarih: 14.02.2023 18:11

Deprem felaketinden çıkarılması gereken dersler

Facebook Twitter Linked-in

Büyük can ve mal kayıplarına neden olan büyük 6 Şubat 2023 Depreminin her yönüyle, özellikle de sistem açısından doğru değerlendirilmesi gerekir.

Elbette her aklı başında insan, zamanında alınması gereken önlemlerin alınmaması yüzünden, depremin felaket boyutlarını gördükten sonra “bundan ders çıkarılmasını” düşünecektir. Bunun için elbette uzman olmaya gerek yoktur, herkes kendine göre bir ders çıkaracaktır.

Bu felaketten aylar hatta yıllar önce deprem konusunda uzman profesörlerin tehlikenin şiddetini, yerini, boyutunu açıklamalarına karşın önlem almayan yetkililerin hiçbir şey yapmaması elbette aklı başında her insanın sorgulaması gereken bir olaydır. Bu deprem öncesi, yani binaların yer seçimi ve sağlamlığının ve projeye uygun olup olmadığının denetlenmesi; sonrasında ise insanların kurtarılması ve hayatta kalmalarının, yaşamlarının devam ettirilmesinin organizasyonu bakımından da bundan önceki depremlerden farklı olsaydı burada sadece yetkililerin sorumlulukları olarak tartışılması yeterli olabilirdi. Ama geçmişten bugüne kadar olan büyüklü küçüklü depremlere baktığımızda aynı sorumsuzlukların, yapıların tekniğe uygun yapılmaması ve deprem sonrası aynı organizasyonsuzlukların devam etmesi bize sadece bu günkü yönetim sisteminin eleştirisi ile yetinilmesinin yeterli olmadığını, sosyal ve idari sistemde bir yanlışlığın olduğunu gösterir.

Bu kadar çok binanın yıkımının başlıca nedenlerinde biri yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma gibi feodal ilişkilerin varlığıdır. Yani olmayacak, olmaz denen işlerin para, adam kayırma ya da idari baskı ile olur hale gelmesidir. Diğer başlıca nedeni daha fazla kazanma uğruna parayla bürokratları ikna ederek ya da maliyet kaygısı ile kalitesiz, dayanıksız, zeminin ve projenin isteğinden daha çok katlı bina yapılması gibi kapitalist üretim ilişkileri yer almaktadır.

Enkazda konuşan bir yurttaş “bu bina üç katlıydı, izin aldılar sekiz kat yaptılar. Bir diğer konuşmacı da dört katlıydı imar affından yararlanıp dokuz katlı yaptılar. Çözüm için bir takım entel kesimler “eğitim azizim eğitim” derler. O zaman bu eğitimi veren bu bozuk sistem verecekse ne değişecektir. Kapitalist sistem eğitimi kendine göre vermeyecek midir?  “Yasalar yetersiz” diyenler de az değil.

Peki yasaları çıkaranlar kim?

Çeşitli mesleklerden ve tüm yurttaşları temsil ettiği düşünülen parasal sorunları olmayan kişilerden oluşuyor. Genelde ağzı laf yapan mesleklerden ya da inanç kesimlerinden oluşmaktadır. Vekillerimizin onları seçenler tarafından denetleme hakları ve olanakları yoktur. İmar barışı ya da affı kimler tarafından çıkarılıyor? Bu meclis tarafından.

Deprem sonrası enkaz altında kalanlara ulaşma ve kurtarma için de sistemin hazır olmadığını gördük. En erken 1,5 gün sonra kurtarma ekipleri enkaza girebildi. Elbette şu denebilir enkazın boyutu büyük her tarafa yetişmek aynı anda yetişmek mümkün değil. Deprem ülkesi olduğumuzu unutmayıp halk ona göre eğitilip örgütlenseydi yerel örgütlenmelerle anında enkaz altındaki canlara ulaşılabilirdi.

Devamlı yazdığım gibi eğer kent, Vali, Kaymakam ya da Belediye Başkanının bireysel emirlerine göre değil de kent konseyi tarafından yönetilseydi enkazlara ulaşmak da kolay olurdu. Burada karıncaların tehlikeye karşı tavırlarını hatırlatmak isterim. Karıncaların yuvalarını su basması ya da başka tehlikeli durumda bütün karıncaların anında bir alarm verilmişçesine kolonilerinin geleceği olan yumurtalarını sağlam yere taşıdıklarını görürüsünüz. Onlar bunu bir emirle yapmazlar. Milyonlarca yılda oluşturdukları ve genlerine işlenmiş görev bölümüyle yaparlar.

Bir de deprem dolayısıyla eğitimin uzaktan mı yerinden mi olsun tartışması yapılıyor. İktidar uzaktan olsun kararı alarak okulları depremzedelere açıyor. Burada eğitimin uzaktan mı yakından mı tartışmasına girmeden şu soruya yanıt bulmalı kararı kim almalı?

Elbette bu kararı eğitim için ömrünü vermiş eğitim aktörlerinin yani öğretmen ve öğrenci temsilcilerinin karar vermesi gerekir. Bu durumlar bize temsil sisteminin Türkiye milletvekilliği yerine meslek temsilinin daha doğru olacağını gösteriyor. Yani siyaseti belli elit kesimlerin elinden alıp halka indirmek gerekiyor. Sanayi işçisi, hizmet işçisi, tarım emekçisi, sağlık, eğitim, kamu çalışanı, mühendis, asker vb meslek temsilcilerinden oluşan bir meclise gereksinim var. Planlı ekonomi ve bilimsel eğitime ihtiyaç var.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —