Son yazımın üzerinden iki aya yakın bir süre geçti. Küçük bir kaza nedeniyle iki ay önce bıraktığım yerden yeniden başlarken yine akıl defterlerini, arşivlerini karıştırayım istedim.
Göç, gözyaşı, hurda, haciz, siyasi arena, termik santral, balık, karides, tele kulak… Her biri bir başlık altında toplanabilecek gündem konuları çıktı karşıma.
IŞİD´in en son Kobane kuşatmasının ardından ortaya konan tepkiler, hareketlenen ortamın sokaklarımıza yansıması biraz daha göç, biraz daha yoksulluk oldu. Çöp konteynırlarının ayıklayıcı/toplayıcılarının profilinin değiştiğini fark ettiniz mi bilmem; hem yaş ortalaması giderek düştü hem de çoğunluğu artık Suriyeli sığınmacılardan oluşuyor. Yaklaşan kış koşulları sığınmacılar için zorlu bir yaşam savaşına dönüşecek. Kırıkhan´a HAYAD organizasyonuyla gelenlerin dramını arkadaşımız Akın Bodur, röportajıyla bir kez daha gözlerimizin önüne serdi.
***
Yeral´ı da dinlemişler!
Alevi dedeleri de tele kulağa takılmış. Hem de Tevhid Selam Kudüs Terör Örgütü Üyeliği iddiasıyla dinlenmişler. Hem telefonları dinlenmiş, hem de teknik takiple izlenmişler. Şüpheliler listesindeki isimleri okurken gülümseyiveriyorsunuz. Neyse ki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın başlattığı dinleme ve takip dosyasını devralan yeni savcı takipsizlik kararı vermiş. Aralarında EHDAV Başkanı Ali Yeral´ın da bulunduğu Alevi dedelerinin soruşturmaya nasıl dahil edildikleri ise bir muamma.
***
Cemil Meriç ödülleri…
Gazete haberlerinde, basın bültenlerinde Mustafa Kemal Üniversitesi bünyesinde kurulan Cemil Meriç Araştırma Merkezi´nin ödülleri, yerel siyasetçi, yönetici ve bürokrattan oluşan kalabalık bir listeden oluşan sahiplerini buldu.
Araştırma Merkezi de, ödül alanlar da bu kalabalık içinde öne çıkamadı, gölgede kaldı. Özetle Cemil Meriç ödülleri bürokrasinin ve sıradanlığın içine hapsedildi.
Peki kim bu sahipler?
Emniyet Genel Müdürü olan eski vali, kentin belediye başkanı, cemaatlerin dini önderleri, esnaf örgütleri başkanları, parlâmentoda grubu bulunan siyasi partilerin il başkanları…
Liste böyle akıyor.
Bir de Halil İnalcık ile Şerif Mardin. Hatay ve MKÜ´ye değer katanlar kategorisindeki kalabalık listenin içinde eriyivermişti adeta.
Kalabalık bir plaket töreni, yaklaşan rektörlük seçimlerine yönelik bir halkla ilişkiler atağı gibi… Cemil Meriç adına oluşturulan merkezin ödülüne ulaşmış olmakla onurlanmışlardır, inanıyorum. Ama bir ödülde Halil İnalcık, Şerif Mardin adı ancak böyle saklanabilirdi. Kolay değil, MKÜ´nün önünde çekişmeli bir seçim var.
***
Bilgisayar ve klimaların izini kim sürüyor?
İskenderun Belediyesi´nin encümen kararıyla yerinden olmayan hurdaları satış talebiyle ilgili tartışmaya hala nokta konamadı. Beldelerden İskenderun Belediyesi´ne devredilen hurda malzemenin encümen tarafından satışı gündeme getirilip, 2 meclis üyesi inceleme isteyince hurdanın yerinden kaldırıldığı, yerinde olmayan hurdanın satışının istendiği ortaya çıkmıştı. Kamuoyuna net, sağlıklı bir bilgi verilebilecek mi, bilemem. Hurdalardan sonra ikinci bir başağrısını yine beldelerden devredilen bilgisayar, klima cihaz ve donatıları oluşturacak gibi. İskenderun Belediyesi boş bilgisayar kasası, kağıt üzerinde kalan klimalar teslim aldı diye konuşanlar ne kadar haklı bilemem, ama bu iddiaların izini sürmek isteyecek meclis üyelerini yoğun bir mesai bekliyor.
***
Maliyet insan yaşamı pahasına düşürülmüştü!
Nardüzü´nü ikiye ayıran ve ölümlü trafik kazalarına neden olan Güzeller Mahallesi´ndeki çevreyolu için üstgeçit veya alt geçit yapılması Arsuz Belediyesi´nin gündemine taşındı. Yöre sakinlerinin bu konudaki ısrarlı talepleri 15 yıldır sürüyordu oysa.
1990´larda çevreyolu projelendirilirken iki mahallenin alt geçitle bağlandığını bilenler bilir de, neden iptal edildiği aradan geçen bunca yıldan sonra soruşturulur mu bilemem; ama bildiğim Arsuz Belediye Başkanı´nın yaşanan ölümlü trafik kazalarının önlenmesi için gerekli adımlar için hazırlık yaptığı.
Karayolları, Nardüzü´nü ikiye ayıran çevreyoluna alt geçit için 20 yıl önceki projeyi uygulamayı kabul ederse bir yanlıştan dönülmüş olacak. Hem de insan yaşamı üzerinden maliyetin düşürüldüğü bir yanlıştan…
***
İtirazın İki Şartı
çok olmadığımız kesin
çok olan tarafta değiliz
çok olan tarafta olmayacağız
türkiye´de kürt olacağız
kürtlerde ermeni
ermenilerde süryani
gidip almanya´da türk olacağız
hollanda´da surinamlı
fransa´da cezayirli
iran´da azeri
amerika´da zifiri zenci olacağız
çoğalan zencide mutlaka kızılderili
israil´de filistinli
köpeğin karşısında kedi
kedinin karşısında kuş olacağız
kuşun karşısında börtü böcek
hakemler hep karşı takımı tutacak
ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı
çiçeklerden kamelya olacağız
az kolumuzun tarafında
solda olacağız
bu itirazın ilk şartı
solda da az olacağız
devrimi çoğaltırken çünkü
bir başka devrime hızla azalacağız
bu da itirazın ikinci şartı
Nevzat Çelik