27 Aralık Cumartesi (2025) günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Antakya’ya geldi. Gelmeden önce bu ziyarete ilişkin bölge halkı tekrar tekrar haberdar edildi. Telefonlarımıza mesajlar gönderildi; şahsen iki defa bu mesajları aldım. İddialara göre kamu çalışanlarının törene katılmaları zorunlu tutulmuş, miting alanına varılınca yoklama yapılacağı bilgisi ise bana göre en çarpıcı iddialardandı.
Basından ve Antakya’da çalışan tanıdıklardan öğrendiğimiz kadarıyla on gün öncesinden hummalı bir çalışma başlatılmıştı. Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen hâlâ yaşanılır hale gelmeyen, yolları çamur içinde olan bir kente makyaj çalışmaları yapılıyordu. Cumhurbaşkanı’nın geçeceği yollar asfaltlanmıştı. ( Alelacele yapılan bu göstermelik yolların on gün sonra çukurlarla dolduğu haberi verilecekti) İnşaatı henüz bitmemiş binaların ön yüzüne bitmiş ev resmi çizilen bezlerin asılması ise dahiyane bir çözüm olmuş (!)
Karşısına geçip baktıklarında kendilerine inandırıcı geldi mi acaba?
Asi Nehrinde köprüye asılan resim ise “yok artık” dedirtecek kadar komikti. Mutlaka görmüşsünüzdür; dibinde kahverengi, çamurlu su akan nehir, bir anda mavi su akıyormuş gibi gösterilmeye çalışmıştı. Bu fikir kimden ya da kimlerden çıktı gerçekten çok merak ediyorum. Yapmaya çalıştığınız her neyse, çocuklar bile inanmadı, bilesiniz. Dolayısıyla asıl kandırmak istediğiniz kişi de görmüşse eğer o da kanmamıştır.
Şöyle bir düşündüğümde koca koca insanların neyin peşinde olduğuna şaşırıyorum.
Konteyner kentlerin önünü ve yol kenarlarını panolarla kapatarak görüntü kirliliğinin önüne geçilmeye çalışılmış.
Bu, gerçekten de hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını gösteren çarpıcı bir örnek değil mi?
Habere ulaşmanın bu kadar hızı olduğu, internetin hayatımızı kuşattığı bir çağda; herkesin elinde kamera varken neyi gizleyeceğinizi sanıyorsunuz? Gerçi sizin derdiniz bizim inanıp inanmamamız değil zaten, değil mi? inandırmanız gerekenlerin gözünü boyadınız mı yeter size.
Bu olayın ardından internette dolaşırken bir videoya rastladım. Videoyu izlediğimde, yıllar önce okuduğum o olayı hatırladım. Tam da bugün yaşadıklarımızın aynısıydı. Antakya’daki kamuflaja vurgu yapmak amacıyla hazırlanmıştı.
Doğruluğu tam olarak kanıtlanmamakla birlikte, rivayete göre1787 yılında Rus askeri lideri Grigori Potemkin, İmparatoriçe 2. Katerina’nın Kırım’ı ziyareti sırasında İmparatoriçe’yi hoşnut etmek için Dinyeper Nehri boyunca sahte evler inşa ettirmiş. Göz boyama işlevi gören bu sahte evler tarihe “Potemkin köyü” olarak geçmiş.
Gördüğümüz gibi, aynı taktik yüzyıllar geçse de geçerliliğini yitirmiyor. Gerçi bu yeni bir durum değil; ne zaman bir devlet büyüğü bir yeri ziyaret edecek olsa, geçeceği güzergâhın yıkanıp paklandığına, tadilatlar yapıldığına alışkınız. Ama bu defa yapılanlara kandırmacanın zirvesi dersek yanlış olmaz. Boşa harcanan onca para da cabası.
İşte bu yüzden, parlatılan görüntülere bakıp görünüşe aldanmamak gerekiyor.
Wikipedia.org sayfasından yararlanılmıştır.)