Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Halit KATKAT

Halit KATKAT

Tarih: 18.01.2023 17:57

Gündeme emekçiler açısından bakış

Facebook Twitter Linked-in

Seçimler yaklaşırken emekçilerin yaşam koşulları gittikçe ağırlaşıyor. Emeklilerin aldığı en düşük aylık 3500 den 5500 e çıkarıldı. Eğer yoksulluk sınırı 3500 lira olsaydı bu emekliler için belki sevinilecek bir durum olurdu. Asgari ücret 5500’den 8500 liraya çıkarıldı ve “büyük zam” dendi. Asgari ücretliler için bu halk deyimi ile “hiç yoktan iyi” bir durum olarak görülebilir. Ama bu açlık sınırında bir yaşam durumudur. Yoksulluk sınırının 24 bin lira civarında olduğu bir durumda bu rakamlar neyi ifade eder? Ancak toplumun çoğunluğunu oluşturan işçi, emekçi ve emeklilerin açlık sınırında bir yaşam sürdürdüğünü ifade eder. Halk ekmek kuyruklarında ucuz ekmek bekleyerek geçinmeye çalışan emekçiler için iktidar ne kadar “iyi zam yaptık” dese de, “ihracatımız şu kadar arttı” dese de, “Avrupa’dan iyiyiz” dese de işçi ve emekçiler günlük yaşamlarındaki ihtiyaçlarına maaşlarının yetip yetmediğine, maaşlarının kaç günlük ihtiyaçlarını karşıladığına bakacaklardır. Seçimlerde sandığa gidecek emekçiler iktidarın yirmi yılda kendilerini getirdiği son duruma bakarken muhalefetin de “kendilerinin yaşamlarını iyileştirecek” bir programı var mı diye bakacaklardır. İktidarın yaptıkları ile muhalefetin yapacakları arasındaki farkı kafalarındaki teraziye vurup ona göre oy vereceklerdir.

Elbette kitleleri etkileyen sadece ücretler değildir. Her ne kadar iktidar EYT’lilerin sorunlarını çözmeyi seçim arifesine ertelese de, “yeni düzen” deyip “yeni anayasa” yapmanın hesabını yapsa da iktidar için durum bir çıkmaz sokak gibi görünüyor. Maaş farklarının verilmemesi, EYT’lilerin geçmiş hizmetlerini saydırmak için alınan paralar bütçede para yokluğunu ve kredi bulmakta zorluk çekildiğini göstermektedir.

Muhalefetin verdiği bütçeyi ve emekçileri ilgilendiren önergelere iktidar tarafı “bütçede para yok, “kendileri gelince nereden karşılayacaklar” diye soruyor. Bu soruya verilecek yanıt “siz daha önce milyarlarca kredileri kimlere verdiniz se, kimlere vergi ayrıcalığı tanıdınızsa onlardan karşılanacak” denmelidir.

Adalet sisteminin adaletsiz olduğu hep tartışılır. Bu iktidar döneminde ise bu zirve yaptı. Elbette adalet sisteminin omurgası olan hakim ve savcıların atamasını, görevlendirmesini, tayin ve terfisini iktidar yapıyorsa alınan kararlar da onlardan yana olacaktır. Adil bir yargı için hakim ve savcıların tayin ve terfileri hükümetlerden bağımsız olarak hakim ve yargıçların sendika ya da birlikleri yapmalıdır. Gerçi şunu da belirtmek gerek işçilerin emeğine patronlar tarafından el konulan kapitalist sistem de olacak adalet “paran kadar adalet” olacaktır.

Anayasa hazırlanması elbette bürokratik bir iş ve uzmanları tarafından tartışılıp karara bağlanıyor. Ama işçi ve emekçiler açısından bakıldığında işçi ve emekçilerin sömürüden kurtuluşunu hedeflemeyen bir anayasa nasıl olursa olsun onların anayasası olmayacaktır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —