Sadet BERKYÜREK

Tarih: 07.01.2026 07:39

Haftanın Ardından

Facebook Twitter Linked-in

Elektrik kesintileriyle kararan bir kent, 38 yıllık bir gazetecilik mirasıyla aydınlanan bir bellek ve sınırın ötesine uzanan insani sorumluluk… Hatay’da hafta böyle geçti.

Sınır ötesine uzanan sorumluluk
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay programı kapsamında, depremde yıkılan ve yenileme çalışmaları tamamlanan Hatay Meclis Binası’nın açılışına, kentin farklı inanç gruplarından kanaat önderleri de davet edildi. Alevi toplumunun kanaat önderlerinden Şeyh Hüseyin Şanlı da bu davetliler arasındaydı.Katılımına yönelik sosyal medyada yapılan paylaşımlar üzerine, program bitiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı ayaküstü sohbeti kendisine sorduk. Şanlı, görüşmeyi şu sözlerle anlattı: “Program bittikten sonra çıkışta sayın Cumhurbaşkanımızla selamlaştım. Kendilerine, Suriye’deki Alevi akrabalarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması konusunda yardım talebimizi ilettim. İnsani yardım, gıda, temizlik maddesi ve yakacak desteğine acil ihtiyaçları olduğunu, durumlarının çok kötü olduğunu ifade ettim. Sayın Cumhurbaşkanımız da ‘tamam’ deyip olumlu bir yaklaşım gösterdi.”
Bu kısa diyalog, Hatay’ın yalnızca kendi yaralarını sarmaya çalışan bir kent olmadığını; sınırın ötesindeki insani dramla da doğrudan ilişkili olduğunu bir kez daha gösterdi. Suriye’de yaşanan her gelişme, Hatay’da bir karşılık buluyor. Bu nedenle iletilen talep, diplomatik bir nottan çok, sahadan yükselen insani bir çağrı niteliği taşıyor.
***
Sınırdan TBMM’ye Çağrı
Bu çağrı Hatay’ın Yayladağı Sınır Kapısı’nda da yinelendi. Sınır kapısında Suriye’de inanç ve kimlik temelinde hedef alındığı belirtilen saldırılar, toplu katliamlar ve zorla yerinden etmeler protesto edildi. Milletvekilleri ve sivil toplum örgütlerinin katıldığı açıklamada, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların soykırıma ulaştığı, dünyanın ve uluslararası kurumların bu tabloya sessiz kalmaması gerektiği vurgulandı.
Eylemde, TBMM’nin bir komisyon kurarak Suriye’de yerinde saptamalar yapması, bulguları dünya kamuoyuna raporlaması talep edildi. “Birleşmiş Milletler daha neyi bekliyor?” sorusu yüksek sesle dile getirildi. Bir diğer önemli talep ise Türkiye’den Suriye’ye güvenli bir insani koridor açılması ve soykırıma uğrayan Alevilerin Türkiye’deki akrabalarına güvenli biçimde kavuşmalarının sağlanmasıydı.
Suriye’de Alevi sivil halka yönelik olduğu bildirilen saldırılar, insanlığın ortak vicdanını yaralıyor. İnanç ve kimlik temelinde yürütülen bu şiddet, evrensel insan haklarının ve uluslararası hukukun açık ihlali niteliğinde.
....
Karanlıkta kent ve 3 açıklama
Hatay'ın birçok yerleşim noktası 2026’ya bir kez daha karanlıkta girdi. Günlerce süren elektrik kesintileri, özellikle soğuk havayla birlikte yalnızca bir teknik arıza değil, doğrudan yaşamı etkileyen yapısal bir kamu hizmeti sorununa dönüştü. Isınamayan evler, çalışamayan esnaf, aksayan sağlık ve eğitim hizmetleri bu tablonun en görünür sonuçları oldu.
Kesintilere ilişkin yapılan birbirini takip eden üç ayrı açıklama ise sorunun kendisi kadar kafa karıştırıcıydı. İlk açıklamada, Samandağ’da denetlenen her dört evden birinde kaçak elektrik kullanıldığı, kontrolsüz ve kaçak tüketimin aşırı yüklenmeye ve hasarlara yol açtığı duyuruldu. Ardından TEDAŞ tarafından ikinci defa, bu kez “Soğuk Hava Kaynaklı Talep Artışına Karşı Altyapı Seferberliği” başlığıyla bir açıklama yapıldı.
Son açıklama ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlık, güçlendirme ve onarım çalışmalarına ilişkin tarih vererek Antakya ve Defne’de yürütülen çalışmaların bugün itibarıyla, Samandağ’daki çalışmaların ise 10 Ocak Cumartesi günü tamamlanacağını duyurdu.
Ancak yurttaşın yaşadığı gerçek değişmiyor: Günlerce süren kesintiler, sorumluluğun kimde olduğu netleşmeyen açıklamalar ve hâlâ kırılgan olan bir altyapı. Elektrik meselesi Hatay’da artık yalnızca bir mühendislik başlığı değil; adeta kamusal sorumluluk, eşit yurttaşlık ve kriz yönetimi sınavıdır.
***
38 Yıllık Bellek: Yürüyerek Hatırlamak
Bu haftanın bir diğer güçlü başlığı ise SES Gazetesi’nin 38. yılı dolayısıyla yapılan yürünebilir tarih incelemesi oldu. Depremde kaybettiğimiz gazetemizin kurucusu Ayşe Figen Arlı ve yaklaşık 30 yıl boyunca yayın yönetmenliği ile yazı işleri sorumluluğunu üstlenen Haluk Arlı anısına, 3 Ocak 2026 Cumartesi günü İskenderun’da bir hafıza yürüyüşü gerçekleştirdik.
İskenderun Kalesi kalıntıları önünden başlayan yürüyüş, gazetemiz köşe yazarı Recep Yıldırım’ın anlatıcılığıyla kentin belleğinde iz bırakan duraklarda sürdü. Mar Circos Kilisesi’nin sessizliği, Pac Meydanı’nın kalabalık geçmişi, eski elektrik santralinin ayakta kalmış duvarları, Kore’ye asker gönderenlerin anısını taşıyan park, tarihî hükümet konağı, Cumhuriyet Meydanı…
Ve son durak: Elyan Han. SES Gazetesi’nin enkaz altında kalan baskı tesislerinin bulunduğu bu noktada, yalnızca bir yıkımı değil, devralınan bir mirası da hissettik. Ayşe Figen Arlı ve Haluk Arlı’nın gazetecilikteki dürüstlüğü, kamusal sorumluluğa bağlılıkları ve entelektüel birikimleri, yalnızca bir gazetenin değil, bir kentin vicdanının da temelini oluşturdu. SES, 38 yıldır halkın sesi oldu; bu yıl belleğimizi yürüyerek yaşattık.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —