Meral Tabakoğlu TOKSOY

Tarih: 05.02.2026 07:34

Halkın Yararına mı?

Facebook Twitter Linked-in

Küçük işletmecilerin ve küçük esnafın desteklenmesi gerektiği konusunda hepimiz hemfikiriz sanırım. Ne zaman yeni açılmış bir mekân görsem, başarılı olmalarını kalpten dilerim. Başarının ve ekonomik kalkınmanın mutluluk getiren etkenlerden olduğu düşünülürse, mutlu bireylerin mutlu toplumlar oluşturacağı söylenebilir. 

Özellikle genç vizyon sahibi girişimciler beni heyecanlandırıp umutlandırıyor. Gençlerimizin kendi ülkelerinde hatta doğup büyüdükleri şehirlerde kök salmaları hem kendileri hem de o bölge için çok daha yararlı olacaktır kanısındayım.

Ne yazık ki içinde bulunduğumuz zamanlarda onlara bu imkânı sağlamak mümkün görünmüyor. Ancak hatırlı yakınların ya da eşin dostun olursa şansın yaver gidebilir.

Ben ya da bir başkası bu konulara dokunduğu zaman, hemen muhalif olmakla suçlanıyoruz. Evet, muhalif olmayı suç gibi gören bir anlayış var ne yazık ki. Ha, muhalif olmak kötü mü? Asla. Ama ben sırf muhalif olmak için değil, yanlış olduğunu gördüğüm için yazıyorum. Yanlışlar karşısında susmayanların, adaletten başka bir derdi olmadığını bazıları kavrayamıyor.

Dört ay kadar önce Numune Mahallesi’nde, Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) tarafından “İskenderun Orman Parkı ve Sosyal Tesisi” yapıldığı haberi üzerine gidip görmek istedim. HBB tarafından yapılan park, vatandaşların doğayla iç içe vakit geçirebilmeleri için şehrimize kazandırılmış güzel bir yer olmuş. Emeği geçenlerin eline sağlık. 

Sadece mesire yeri ve çocuk parkı olarak çevrilen alanın daha geniş olabileceğini düşündüm. Çünkü etrafında, hazineye ait olduğu söylenen geniş bir ormanlık alan var. Oraları da neden içine almadılar bilmiyorum.

Neyse… ilk gittiğimde park açılmıştı ama sosyal tesis henüz bitmemiş, hazırlıklar devam ediyordu. Geçen hafta tekrar gittiğimizde sosyal tesisin açıldığını görünce biraz soluklanıp çay içelim dedik. Açık ve kapalı alana sahip, oldukça geniş ve ferah, çamların arasında şık bir mekân. 

Her şeyin bir bedeli var misali, üç çay ve bir dilim pastaya 430 TL hesap geliyor. Eskiden yemeğe verdiğimiz ücretten fazlasını artık kafelerde verebiliyoruz. Ama hâlâ alışamıyoruz. En sıradan görünen bir kafeye bile otursan durum böyle.  

İşletmeciyle ayaküstü ettiğimiz sohbette, parkın işletmesinin de kendilerine ait olduğunu öğreniyoruz. Parkın içindeki kamelyalardan birkaç ay sonra ücret alınacağını söylüyor. Ama “cüzi” bir miktarmış. 200 – 250 TL gibi. Gidecek olanların haberi olsun. 

Belediyenin yaptığı bir parkta, halkın yararlanması için yapılan kamelyadan onların ifadesiyle “cüzi” de olsa ücret alınması kimin yararına oluyor, dersiniz? Yok, ille de kamelyalar kullanıcılara kiralanacak diyorsanız, şahsen bunu belediyenin almasını tercih ederim. En azından başka bir hizmet olarak halka geri dönecektir. Bir yandan iyi niyetle hizmet edilirken, diğer yandan vatandaşı göz ardı etmeyin ne olur. Çocuklarıyla toplanıp en büyük aktivite olarak gördüğü pikniğini bile zorlaştırmayın Allah aşkına. Kamelyaya vereceği 250 TL ile tavuğunu alıp yesinler, hiç değilse.

Benzer durumları plajlarda da görüyoruz. Sahiller hepimizin, kimse çevirip sahiplenemez dense de halk plajı denilerek yapılan yerlerden bir süre sonra ücret alınmaya başlanıyor.  
Sonuç olarak, asıl seslenmek istediklerimin kalbine dokunmayacağını biliyorum. Açıkçası başka türlüsünü de beklemiyorum zaten.  Dünyanın kimseye kalmadığı meselesini bir kez daha hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Kimler geldi, kimler geçti değil mi? Hepimiz faniyiz ve bir gün, hiç beklemediğimiz bir anda çekip gideceğiz. 

Bir yeri çizilse içimizin acıdığı aracımızı, kullanmaya kıyamadığımız eşyalarımızı, evimizi barkımızı bırakıp gideceğiz. Gideceğiz de arkamızdan gerçekten içinden gelerek  “Allah razı olsun, mekânı cennet olsun” dedirtebilecek miyiz? İşte asıl mesele bu.

Geride bıraktığımız en önemli şey, temiz bir geçmiş ve çocuklarımıza bıraktığımız en değerli miras olan onurlu bir soyadı değil midir? 
İster hikâye gibi gelsin, ister ciddi ciddi düşünün; size kalmış.

Çok önemli mi bilmiyorum ama aklıma gelmişken bir şey daha eklemek istiyorum. Yukarıda bahsettiğim tesisin ve parkın işletmesini alan kişi, iddia ettiğine göre belediye başkanımızın yeğeniymiş…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —