Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Halit KATKAT

Halit KATKAT

Tarih: 09.05.2023 23:59

İktidar ve şiddet ilişkisi

Facebook Twitter Linked-in

Seçimlere az bir süre kala muhalefetin cumhurbaşkanı yardımcısı adaylarından Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitingine birkaç yüz kişilik grup tarafından yapılan saldırının, bu saldırganların kendi iradesiyle yapılmadığı işin arka planına bakıldığında görülmektedir.

Birincisi kendini milliyetçi olarak gösteren bir partinin il başkanlığına binanın en üstünden yere kadar İmamoğlu’nu hedef alan ve tehdit kokan ifadelerle yazılmış pankart.

İkincisi saldırganlara karşı polisin “şefkatli” tavrı.

Üçüncüsü yetkililerin olayı önleme yönünde değil de örtme ve saldırıya uğrayan İmamoğlu’nu suçlayıcı ifadeleri.

Bunlar alt alta konduğunda olayın milliyetçi duygularla tesadüfen bir araya gelmiş birkaç yüz kişinin işi olmadığı ortaya çıkıyor. Burada bu olayı başta Erzurum halkına ya da bir inanç grubuna mal etmenin haklı gerekçesi yoktur. Bu ve benzeri olaylar geçmiş seçimlerde, örneğin Ankara Gar Katliamı, Suruç katliamı olarak anılan ve seçim dönemlerinde yapılmış ve sorumluların yargı önüne çıkarılmamış olması iktidarın muhalefeti ve onun nezdinde halkı korkutup sindirme politikasından kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır.

Aslında şiddet ve zor, köleci toplumdan bugüne kadar bütün iktidarların iktidarda kalma aracıdır. Devlet aygıtı ve ona bağlı silahlı kolluk kuvvetleri de onun için vardır. Devleti yönetenler her zaman kolluk kuvvetlerini kullanmazlar. İşine geldiği durumlarda yasal olmayan sivil milisleri de kullanırlar.

Devleti yönetmeye talip olan sınıfların hepsi aynı zamanda şiddet kullanmaktan yana olmayabilir. Bir kısmının barışçı olması, onların şiddet yanlısı olmadığı anlamına gelmez. Onların barıştan yana olmaları o dönemde çıkarı öyle gerektirdiği içindir. Partisinin logosunda güvercin bulunan Ecevit iktidarını hatırlayalım. Ankara Ulucanlar Cezaevine baskın yapılıp oradaki devrimci tutukluların yakılması ve öldürülmesi onun iktidarında olmuştu.

Tarih boyunca iktidarlar ezilen halkları yönetmek için esas olarak iki şeye ihtiyaç duymuşlardır. Bunlardan birisi dinle kitlelerin iktidara biat etmelerini sağlamak. Bunun için din adamları, onları verilenlere şükretmeye, zorluklar karşısında sabretmeye ikna etmeye çağırır. Eğer bu işe yaramaz ve ezilen kitleler durumlarına razı olmaz itiraz ve isyan ederse o zaman da gelsin hapishaneler, işkenceler ölümler. Bugün de dini ve ulusal önyargıların öne çıkmasına ve şiddet olaylarına bu açıdan bakmak gerekir.

Bu seçimlerde emekçilerin, kendilerinin umutlarını daha da karartacak tarafı değil, kendilerine umut alanı açacak tarafı seçmelerinin kendi yararlarına olacağı açıktır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —