Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Halit KATKAT

Halit KATKAT

Tarih: 31.10.2017 12:12

İyi Parti neye iyi gelecek?

Facebook Twitter Linked-in

Bilindiği gibi MHP´de liderliğe oynayan Meral Akşener bunu başaramayınca partisi ile yollarını ayırarak yeni bir parti kurdu. Kurduğu partinin adını da 'Yeni Parti' koydu. Partinin ismi bundan önceki partilerin ismine bakıldığında iddiasız bir isim. 

Neden böyle düşündüğümü açıklayayım: Diğer partilere adlarına baktığımızda ne görüyoruz? Örneğin 'Adalet ve Kalkınma Partisi' dendiğinde ne anlarız? Ülkede adaleti sağlayacak, ülkeyi kalkındıracak bir parti aklımıza gelir. 'Cumhuriyet Halk Partisi' dendiğinde Cumhuriyetin ve halkın partisi aklımıza gelir. 'Halkın Demokrasi Partisi' dendiğinde halka demokrasi getirme iddiasında bir parti aklımıza gelir. 'Emek Partisi' dendiğinde emeği ve emekçileri savunan bir parti aklımıza gelir. Şimdi bu değerlendirme ışığında baktığımızda 'İyi Parti' isminin hangi ilkeyi savunduğunu anlayabilir misiniz? Hayır.
Parti kurucuları şunu hesap etmiş olabilirler; diğer partilerden hoşnut olmayanları yanımıza bu isimle çekebiliriz. Nasıl olsa halk diğer partilerden bıktı o zaman onlara nispet adımızı 'iyi parti koyalım'. Doğal olarak diğerleri de 'kötü partiler' anlamına gelecek. Bu kadar iddiasız bir isimle halka umut veremeyecekleri çok açık. Kırgınlar ve küskünler partisi de deseler olurdu.
Gelelim şimdi şu soruya: İyi demekle iyi olunur mu? Ya da iddialı adlar koyan partiler bu adların gereklerini yerine getiriyorlar mı? Bu konuyu Türkiye toplumunu çok iyi tanıyan ve tahlil eden usta yazarımız Aziz Nesin´in mizahi bakışıyla yanıtlamaya çalışalım: (Eskiden AVM ler yoktu.) Bir tabelada 'Bol Kepçe Lokantası' yazar; girersiniz içeri en az porsiyon yemek oradadır. Bir yerde 'Ucuz Bakkal' yazar en büyük kazığı orada yersiniz. Bir yerde 'Temiz Kasap' yazar girersiniz içeri ortalığı pislik götürüyor.
Şimdi buradan en iddialı isim olan 'Adalet ve Kalkınma' partisine... On beş yıldır iktidardadır. Peki! ülkeye adalet getirebildi mi? Uygulamalara baktığımızda bırakalım adalet getirmeyi halkta bir parça kalmış olan adalet umutlarını da yok etti. Hukuk sisteminin bağımsız karar vermesi bir yana adalet sistemi iktidarın suçlarını aklayan bir kurum haline getirdi. Bu parti, ismini sonradan 'AK Parti' yaptı. Peki ak demekle ak parti oldu mu? Hayır. Cumhuriyet tarihinde adı en çok yolsuzluklarla anılan parti oldu. Hatta yolsuzluk yapanlar aklanırken yolsuzluğu ortaya çıkaranlar suçlandı ve yargılandı. 'Yeni Türkiye' dedi ama gösterdiği referanslar yüzyıl öncenin referansları. Bir yandan 'Yeni Türkiye' diyerek, demokrasinin daha geliştirileceğini özgürlüklerin halka yayılacağını umudunu verirken, diğer taraftan halkın elindeki yarımda olsa laikliği, eleştiri ve muhalefet etme özgürlüğünü elinden aldı. Müftülere nikah kıyma yetkisi gibi uygulamalarla Cumhuriyetin kazanımlarını ortadan kaldırarak yüz yıl önceki feodal Osmanlı dönemine dönmeyi hedef aldı.
İyi Parti de diğer partiler gibi adı ne olursa olsun kendisine ne ad verirse versin önü sonu bir sınıfın çıkarlarını savunan bir parti olacaktır. Bunu da kadrolarına bakarak sağ bir parti, yani egemen sınıfların bir partisi daha oldu diyebiliriz. Ama işçi sınıfının işçi ve emekçilerin partisi olmayacağı çok açıktır. Çünkü adında işçi kelimesi olmadığı gibi programında da işçi ve emekçilere umut vaat edecek bir cümle bile yoktur.
Parlamentonun işlevini yitirdiği, seçilen başbakanın, belediye başkanlarının ve seçilen milletvekillerinin, devlet başkanının kararıyla görevden alındığı ve halkın mevcut sisteme güvenmediği bir durumda bu 'İyi Parti' olsa olsa mevcut sistemin demokrasi olduğuna halkın inandırılmasına iyi gelecektir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —