Karatepe, Kadirli’nin doğusunda, orman içi bir köydür. Burada bulunan, Durmuşsofulu, Kızyusuflu, Bekereci, Bahadırlı... gibi Türkmen köylülerinin yaşadığı bölge geçmişten bu yana Karatepe bölgesi olarak adlandırılır.
Torosların başlangıcı sayılır, Karatepe. Başını Ceyhan Nehrinin üstüne kaldırmış, kuzeyden güneye doğru hörgüçlü bir deve görünümündedir. Tepeleri, kayalıkları sık çam ormanlarıyla kaplıyken, koyaklar, vadiler, düzlükler genelikle maki bitki örtüsüyle kaplıdır.
Geçmişte devlet hizmetinin gitmediği yıllarda köyler; yolsuz, okulsuz, köprüsüz, susuzken, köylülerin geçimleri ormancılık ve hayvancılığa bağlıyken, fakirlik ve yoksulluk diz boyu idi. Halkın ihtiyacı köylerde dolaşan çerçiler tarafından karşılanırdı. Karatepe’nin ormanlığında keçi otlatan bir çoban dağda gördüğü bir Aslanbaşını köye gelen çerçiye anlatır. Çerçi bir öğretmene, öğretmende Adana Bölge Müze Müdürlüğüne bildirilince, Anadolu’da arkeoloji kazıları yapan Halet Çambel’e durum bildirilir. Otuz yaşlarında genç bir kızken atına atladığı gibi Karatepe’nin yollarını tutar. Köylülerle düşer kalkar, onlarla kazı çalışmasına başlar 1946’lı yıllarda.
Eşkiyaların kol gezdiği, jandarmanın bile zor girdiği orman içi yerleşim yerlerinde at üzerinde dolaşmış, çadır kurup tek başına kalmış. Köylülerle düşmüş kalkmış. Toros köylerinde efsaneleşen bir kadın ana olmuş.
Kazıları ve dolaşmaları sonucu ortaya çıkardığı “Aslantaş” denen heykelin bir boğa kaidesi olduğunu görmüş, çevresindeki üzeri yazılı kabartmalı taş blokun olduğu, Geç Hitit Dönemine ait Karatepe kalesini bularak bilim dünyasına katmıştır.
Halet Çambel 1916 yılında Berlin’de doğar, 1924 yılında ailesiyle Türkiye’ye dönerler. İstanbul Arnavutköy Amerikan kız kolejinden 1935’de mezun olup, Fransız Hükümetinden aldığı bursla Paris Sorbonne Üniversitesinde arkeoloji eğitimi alır. Boğazköy’de kazılara başlar. Hitit hiyeroglifinin çözüldüğü yer olarak bilinen Karatepe’ye 1946’da gelerek kazı çalışmalarına tüm imkansızlıklara ve zorluklara rağmen sürdürür. Karatepe- Aslantaş Höyüğünde Türkiye’nin ilk açık müzesini kurmuştur. Karatepe kalıntılarının ortaya çıkmasında ve Hitit dilinin çözülmesinde katkısı büyüktür.
Halet Hanım Anadolu’da Hitit tarihinin kurucusu ve yaşayan Karatepelilerin anası olmuştur. Karatepe’nin tarihi zenginliklerini ortaya çıkarırken, Karatepe köylülülerinin sosyalleşmesine, ekonomilerinede katkı sunmuştur. Kızyusuflu köylülerinin bir araya getirerek, okul seferberliği başlatmış, kızların bile okula gitmesini sağlamış, ağaç doğramacılığı, demir atölyeleri kurmuş. Doğal bitkilerden kök boyası elde edilerek, kadınların halı, kilim dokumalarına önayak olmuştur. Kurdurduğu kooperatifle halılar ve kilimler ABD ve Avrupa ülkelerinde piyasa bulmuştur. Halet Çambel’in elinin değdiği her şey kültürel değer, ekonomik zenginlik olarak Karatepe’de hayat bulmuştur.
Karatepe insanın saf, her söylenene inanan, açık konuşan bir yapısı olduğundan fıkraların konusu olmuştur. Bu halleriyle her Karatepeli’ye bir Nasrettin Hoca, İncili Çavuş gibi fıkralar yüklenmiştir. Çambel bu fıkraları toplayarak kitaplaştırmıştır.
Bizde yazımızın sonunda bir Karatepe fıkrası vermezsek olmaz.
Milli Mücadele günlerinde bir Fransız jeepi Osmaniye’den Kadirli’ye geçerken, develerle karşılaşır. Şoför develere çarpmamak için direksiyonu hafif kırınca dar olan yoldan jeep uçuruma yuvarlanıp askerler ölür. Develerin çobanı Fransız askerleri tarafından sorguya çekilir. Çoban sorgusunda, “Develerle aşağıdan geliyordum, birden karşımıza bir cip çıktı. Develerden ürkerek kendini yardan aşağı attı” der.
Kadirli’ye yirmi kilometre uzaklıkta, bölgemizin en zengin tarihi değerlere sahip olan Karatepe aynı zamanda doğa güzellikleri, mesire ve piknik yerleriyle Aslantaş barajı etrafında gezmeye ve görmeye değer bir yerdir.