İtalya-Napoli'nin güneydoğusunda bulunan Vezüv Yanardağı Spartaküs'ün başlattığı isyana(M.Ö.73) ev sahipliği yapmıştır. Spartakus Roma döneminde yaşamış, savaşmıştır. Trakyalı gladyatör, gerçek adı bilinmiyor. Tarihin en ünlü köle isyanının lideriydi. MÖ 73 -71 yılları arasında ayaklanan kölelere liderlik etmiştir.
Romalı Komutan Marcus Licinius Crassus'a yenildi. Marcus Marius'un adamlarının mallarına el koyup sonra bu malları kendi adamlarına ucuz fiyata satmasıyla, ucuz fiyata aldığı gayrimenkulleri büyük fiyatlara satarak büyük bir servet biriktirdi. Marcus, MÖ 53'te bugünkü Harran'da gerçekleşen savaşta ağır bir yenilgiye uğratılarak öldürüldü. Sezar'a büyük maddi destek sağlamıştır. Vezüv Yanardağı günümüzde bile aktiftir. M.S. 79 yılında püskürmesiyle Pompei, Herculaneum ve Stabia kentleri yok olur. İkibinden fazla kişi ölür, bir kısmı oraları terkeder. Binalar, heykeller, duvar resimleri, mozaikler, tapınaklar ve pazarlar kül ve balçığın altında kalır. Ve 1748’de keşfedilene kadar gömülü kalırlar.
Roma İmparatoru (M.S. 79-81), Titus Flavius Vespasianus (39-81), Babası Vespasian ile Birinci Yahudi-Roma Savaşı sırasında 48 bin askerle Kudüs'ü kuşatır, Yahudi ayaklanmasını bastırır ve kenti tahrip eder(MS 70). Vezüv Yanardağı'nın püskürmesi, Roma yangını(M.S. 80) gibi iki büyük felaketin yaralarının iyileştirilmesinde gösterdiği yardımlar ile bilinir.
Samandağı'ndaki Tünel, babası tarafından başlatılmış, Titus tarafından bitirilmiştir. Titus Tüneli veya Vespasianus Tüneli olarak bilinir. Sellerden korunmak ve limanı korumak için yapılmıştır. Romalı askerler ve köleler çalıştırılmıştır. İki yılda bitirilmiştir. MÖ. 69- 81 yılları arasında yapılmış yani 12 yıl da tamamlanabilmiştir. Dağ içine oyulan tünel, 380 metre uzunluğunda, 7 metre yüksekliğinde 6 metre enindedir. 100 metre yakınında Beşikli mağara, bölümler halinde 12 kaya mezarı vardır.
Çevlik'te bulunan Tünel'e Ayna İskenderun Kültür Derneği olarak iki defa gitmiş, gezip görmüştük. Aydın Ilgaz, Mıgırdıç Margosyan her ikisi de ışıklar içinde olsunlar düzenlediğimiz geziye gelmişlerdi. Daha sonra aynı gün Vakıflı Köyü'ne de gitmiştik. Kitabın adını yazmayı gözden kaçırmışım. Anımsayamadım da.. bir gezi kitabıydı. Defterime aldığım bazı cümleleri aşağıya aldım.
"Antakya ardı arkası kesilmeyen savaşlar ve istilalara rağmen gelişmiş. 500 bin sakiniyle dünyanın en büyük şehirleri arasına girmiş, Yunan-Makedon hakimiyeti görülmüş. Nihayet Pompeililer buraya el koymuşlar. Şehir Araplar ve Bizanslar arasında çok el değiştirmiş.
Bir dönem onu araplar işgal etmiş ve üç yüzyıl boyunca şehir dünyanın dört bucağından gelen sanatçılar tarafından vücuda getirilen abidelerle kuşatılmış. Nüfus karışık unsurlardan oluşuyormuş. Bütün bu işgal dönemleri müddeti içinde peripateticienne denen bir felsefe ekolü kök salmış.
Araplardan sonra sıra İranlılara gelmiş. Sonra onları Mısırlılar, Selçuklular Osmanlılar izlemiş.
1939'da Hatay adıyla Türkiye toprakları arasına katılmış. İlk büyük azizler, Aziz Pierre, Aziz Pual, Aziz Barnaba burada yerleşmişler ve Doğu ve Batı kilisesi arasındaki çekişmenin ifasına Antakya'da karar verilmiş. Antakya sokaklarını başka bir yazımda paylaşmak üzere, Hataylı şair Ali Yüce'nin şiirinden bir bölümle okuyucularımı selamlıyorum.
Antakya sokakları dar
Antakya sokakları bir kişilik
Sen giderken ben gelemem
Bir gönlümü bahar almış
Bir gönlümü yaz
Antakya sokakları bir kişilik