Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Sadullah ÇAĞLAR

Sadullah ÇAĞLAR

Tarih: 19.10.2022 17:17

MAHATMA GANDİ LONDRA’DA

Facebook Twitter Linked-in

Bilim adamları, ‘barış yapmasını bilmeyenler savaşmasın’ diye gerçeği söylediler.
Özellikle devletler arasında kalıcı düşmanlık ya da dostluk olmaz. Ülkelerin çıkarları sözkonusu olduğu zaman savaşan ülkeler bile masaya otururlar.
Britanya’nın Hindistan’ı işgal yıllarında imparatorluğa karşı silahsız mücadele başlatan Mahatma Gandi, mücadelenin yığınsal halk hareketine dönüştüğü süreçte, 1931 yıllarında Londra’yı ziyaret eder. 
Hint halkının savaştığı ‘düşman ülkesi’ İngiltere’ye gitmesi Hint aydınları tarafından tepkiyle karşılanır. Medya-basın ve ulusalcılar “Gandi, ülkemizi işgal eden sömürge sisteminin merkezi Londra’yı nasıl ziyaret eder? Acaba Mahatma yaşlandı mı?” diye sorgular: “Gandi ne yapmak istiyor? Genelde İngiliz devleti, Gandi’yi muhatap alıp, Londra’ya davet etti mi? Hayır!”
İngiliz basını başta dünya medyası, Londra’yı kuşatır. Hintli liderin şaşırtıcı ziyareti sırasında geleneksel kıyafeti daha çok tartışma yaratır. 
Karl Marks’ın ‘mankenler müzesi’ olarak adlandırdığı Lordlar Kamarası üyeleri de “Bu Hint fakiri, ayağı çarıklı adam Gandi, Londra’da ne geziyor?” diye sorar.
Hintli lider, İngiliz basınının önemli gazetesi Times’la yaptığı özel sohbette, gezi ziyaretiyle ilgili, “Ben Londra’nın yabancısı değilim. Oxford Üniversitesi eğitimli avukatlık belgem var. Öğrencilik yıllarım Londra’da geçti. Londra Operasına gider, Şekspir’in Hamlet eserini izlerdim. Ailemin bana yolladığı paraları en çok kitaba harcardım. Ülkeme döndüğümde politik değildim. Fakat okuma tutkum ve edebiyat merakım nedeniyle Oxford Üniversitesi kitaplığı benim için özel bir yerdi. Öyle ki, zamanımı orada geçirirdim. Bununla yetinmez Londra Kütüphanesine giderdim. Benim politik anlayışımda, İngiliz halkı benim dostumdur. Yurtseverlik insanlıkla birleşimdir. Yalnız yurdumu severim; ama Hindistan’a hizmet edeceğim diye İngiltere ya da Almanya’ya kötülük etmem. Olay şudur: Emperyalizmin benim planımda yeri yoktur. İnsanlığı seven, yurdunu sever.”
Gandi, Londra gezisinde önce politik sanatçılarla, Charlie Chaplin’le biraraya gelir.
Gandi, Chaplin’e: Bay Chaplin, sizin yaptığınız filmlerin bir çoğunu gördüm. Bunların içinde Şarlo Askere Gidiyor filminizle, sonra Şehir Işıkları Eseri ile bana göre belirli sınıflara mesaj verdiniz. Yani sokaktaki yoksul halkı hep öne koydunuz.”
Chaplin: Sayın Gandi, sizin bağımsızlık mücadeleniz bana göre bir yurtseverlik örneğidir. Bir aydın olarak mücadelenizi yürekten destekliyorum. Bay Gandi, sizin İngiliz kumaşlarına boykot kararı alıp ‘gerekirse çul giyeceğiz ama, İngiliz kumaşlarını giymeyeceğiz’ diye çağrı yaptınız. Buna çok üzüldüm. Oysa İngiltere Hindistan’a bir çok fabrika kurdu.”
Gandi: Bay Chaplin, ama kurduğu fabrika genelde montaj sanayi atölyesi. Hiçbir sanayine yönelik fabrika kurulmadı. İngiliz sömürgeci anlayış, Hindistan halkının makinalaşmasını istemiyor. Hala resmi yazışma İngilizce. Ana dilimiz sanki sansürlü gibi… Lordlar Kamarası, bizi bir Hint paryası gibi görüyor. Yani bizi köle olarak görüyorlar. Şu anda Londra’da sizin gibi saygın dostlarım var. Buraya gelmişken oyun yazarı Bertrand Russell’ı görmek istiyorum. Hayran olduğum, okuduğum Charles Dickens’in eserleri çok öğretici olmuştur; genelde de Londra’nın doğu yakasını teşhir eden romanları…”
Genelde Hintli liderin İngiltere seyahati bir bakıma öğretici olmuştur. 
Günümüz Türkiye’sine baktığımız zaman ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Amerika ziyareti normal karşılanması gerekirken, ‘neden Kılıçdaroğlu ABD’ye gitti’ diye soruluyor. 
Ne var bunda?
1950 yıllarından günümüze kadar ülke yöneticileri, sürekli ABD’ye gitmekte. Üstelik iktidar kadrosu içinden Türk-Amerikan Dostluk Derneği üyeleri de vardı. 
Kılıçdaroğlu, ABD gezisinde teknik yenilikler üzerinde durdu, yeni gelişmeleri merak ediyordu. Buna karşılık muhalif çevreler, ‘Efendim CHP başkanı ABD’de verdiği bir demeçte ‘biz batı yanlısıyız’ diye eleştirdi.
Evet, söyler misiniz Cumhuriyet yenilikleri, Latince, medeni kanun, insanlığın en büyük aşaması 1789 nereden kaynaklandı?
NATO’yu ya da Amerikan üstlerini savunanların, kurtuluş mücadelesi veren yüzyılın en ilerici 1961 Anayasasını getiren, 2. Dünya Savaşı’nın en sıcak günlerinde, 1940’larda dünya savaşında kültür devrimi yaparak Rönesans yeniliğini ülkeye getirip; Batı’nın duvarlarını aşan kadroların, ülkenin tüm yeniliğinde damgası vardır. Eleştiri yapanlar, lütfen önce kendinize dönüp bakın. Aydın olmanın sorumluluğu vardır. 
Don Kişot olmanın temel ilkesini öğrenmeye bakın. Yani kendinizi ortaya koyun; acaba arkanızda ne var? Aslında geleceği görmeyenler yaratıcı olamaz.
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —