Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Halit KATKAT

Halit KATKAT

Tarih: 09.12.2020 12:42

Pandemi artışına sendika ve odaların karşı duruşu

Facebook Twitter Linked-in

Bu günleri toplumdaki stres ve sıkıntının pik yaptığı günler olarak tanımlarsak kimse yadırgamaz herhalde. Toplumdaki bütün sınıf ve katmanlar ekonomik bunalımın kıskacındayken, üstüne üstlük bir de üstüne çöken pandemi belası yüzünden evlerine kapatılınca insanlarda iç gerilim tavan yaptı. 

Kalp doktorlarının ifadelerine göre pandemiden korkup hastaneye gitmeyen ya da gidemeyen kalp hastalarında ölüm oranı artmış. Vaka sayılarının artışına bakarsak bunun yanlış olmadığı ortaya çıkar. Örneğin yaşadığım il Hatay´da vaka sayıları Sağlık Bakanının açıklamasına göre yüzde 125 artmış. Hastanelerde doluluk oranı ise yüzde 86 olmuş. Bu yüzde 86 oranı covit 19 dışı yoğun bakım hastaları da düşünüldüğünde yoğun bakımlarda yer yok anlamına geldiğini uzmanlar söylüyor.
İnsanlara uzmanlar ve sağlık bakanlığı tarafından sürekli “maske mesafe ve hijyen” kuralına uyun uyarısı yapılıyor ama bu hastalığın yayılmaması için yeterli mi? Bu uyarı elbette bilimsel olarak doğru bir önermedir. Ancak ekonomik olarak irdeleyecek olursak. Asgari ücretli ya da günde 39 lira işsizlik ödeneği alan bir işçi için bu nasıl olacaktır? Bir maske en az bir lira, bir çocuk ve bir eş eder üç kişi. Kaldı ki iktidarın başı en az üç çocuk yapın demişti. O zaman beş kişi eder. Üç kişilik aile günde birer maske kullansa üç lira, ayda 90 lira eder. Beş kişi ise eder 150 lira. Bir de temizlik masraflarını düşünürsek, bu miktar üst düzey yöneticiler için bir şey ifade etmeyebilir. Ama bu miktar asgari ücret alan veya işsizlik ödeneği alan kişiler için büyük bir miktardır. Bundan dolayı yurttaşlara maske takmıyor, ya da temizliğe uymuyor diye sitem etmenin ya da tek sorumlu olarak yurttaşı göstermenin bir anlamı olmaz. İnsanları evlere kısa süreli kapatmanın çözüm olmayacağını ve üstüne üstlük kapalı ortamlarda yayılma olanağı bulan virüsün dışarıda çalışanlar tarafından evlere virüsü taşıyarak virüsün artışına neden olacağını uzmanlar söylüyor.
Bir de aşı tartışması var. Bilimsel olarak aşının yapılmasına karşı çıkılacak bir yan yok. Geçmişte milyonlarca insanın canına mal olan verem, sıtma, kolera, veba, kuduz vb. bulaşıcı hastalıklar aşı sayesinde ortadan kalktı ve ortalama insan ömrü bu sayede uzadı. Ancak bugün aşının herkese ulaşacağına hem de ücretsiz olacağına dair şüpheler var. Zatürre ve grip aşısı öncelikle risk grubu kişilere sonra 65 yaş üstü kişilere vurulacağı söylenmişti; ama risk grubundaki kişilere bile ulaştırılamadı. Maskeyi herkese ücretsiz dağıtamayan, grip aşısını risk gruplarına ulaştıramayan bakanlık, herkese aşıyı nasıl bulacak nasıl ulaştıracak merak konusu olan esas budur. Zaten 50 milyon aşı alınacağından bahsediliyor. Her kişiye iki defa vurulması gerekiyormuş, yani bu durumda 25 milyon kişiye aşı yapılacağı anlaşılıyor. 80 Milyonun geri kalanı demek ki sürü bağışıklığına bırakılacaktır.
Hatay´da vaka sayısının artması sonucu hastanelerde test kuyruğu oluştu. Test sonuçları ancak 60 saatte verilebiliyor. Bu hafta sonu sokağa çıkma yasağı olduğu için test sonuçlarını alamayan çalışan yurttaşlar işe gitmek zorunda kaldılar. Bunlardan Covit 19 taşıyıcısı olanlar işyerlerinde diğer çalışanlara virüs taşıyacaklardır.
Gazeteler, Genel Sağlık İş Sendikası, yoğun bakımdaki hastalarda ayrım yapıldığı ve torpilli hastalara öncelik verildiği açıklamasını yazdı. Hastanelerin doluluk oranını ve ülkemizdeki feodal ilişkilerin varlığını birlikte düşününce bunda şaşılacak bir taraf yok. Hatırlanacağı üzere bir ay kadar önce insanlar test yaptırmak için sıra bulamazken Sayın İskenderun Belediye Başkanımızın üç defa test yaptırdığı gazetelerde yer almıştı. Eskiden beri feodal ilişkileri tanımlamak için halk tarafından kullanılan “zengin arabasını dağdan aşırır, yoksul düz ovada şaşırır” öz deyişi bugün de geçerliliğini koruyor.
Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve KESK´e bağlı çok sayıda sendika ve meslek odası, her kademeden yüzlerce sendikacı ve meslek odası yöneticisi, pandemiye karşı mücadele taleplerini birkaç gün önce açıkladılar.
“Pandemi koşulları ağırlaşıyor. Gerçek sayılar saklanıyor, tüm toplum vahşi biçimde sürü bağışıklığına terk ediliyor. Salgının sorumlusu olarak işçi ve emekçiler görülüyor. Patronlar da işçileri fabrikalarda ölümüne çalıştırıyor. İşçilere ya açlıktan ya korona virüsten ölüm dayatılıyor...” diyen sendikacılar ve meslek örgütü yöneticileri, 9 maddede topladıkları taleplerinin karşılanmasını istediler.
Bu talepler milyonlarca işçi ve emekçinin talepleridir elbette; ama bu taleplerin gerçekleşmesi için milyonlarca emekçinin birleşmesine ve üretimden gelen güçlerini kullanmasına bağlıdır..


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —