Arsuz´da, İskenderun´da, Antakya´da sokaktan geçen birini durdurup, “Prof. Dr. İskender Sayek kimdir” diye sorsanız ne cevap alırsınız?
İstanbul merkezli, kayyum tarafından yönetilen bir gazete, genetik bilimiyle uğraşanları bile şaşırtan bir başlıkla İskender ve Füsun Sayek´in kızı, Selin Sayek Böke´yi taşıdığı genleri, ailesinin bir yarısının mensubiyetini sorgulayarak haberleştirmiş: CHP Sözcüsü Böke vaftiz edilmiş!
Bilgi ve haber, toplumsal bir niteliğe sahiptir. Gazeteci de ilettiği haber ve bilgiyi bu sorumlulukla üstlenir, paylaşır.
Gazetecinin hakları vardır. Bilgi kaynaklarına ulaşma, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme ve araştırma hakkına sahiptir öncelikle. İnanmadığı bir görüşü savunmaya ya da meslek ilkelerine aykırı iş yapmaya; kaynakların gizliliği ilkesinden hareketle kaynağını açıklamaya ve tanıklık yapmaya da zorlanamaz.
Ama, gazetecinin temel görevleri de vardır.
Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi´nin ilk maddesinde, gazeteci açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçeklere ve doğrulara saygı duyma ve uyma zorunluluğu yer almıştır. Bilgi ve haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüklerini ne pahasına olursa olsun savunma maddesiyle devam eder gazetecinin temel görevleri, 12.maddede, “Gazeteci, mesleğini, reklamcılıkla, halkla ilişkilerle veya propagandacılıkla karıştıramaz” diye devam eder.
Gazetecinin doğru davranış kurallar› ile ilgili bölümde de kimlik ve özel durum ile ilgili ise şöyle deniliyor: Açık kamu yararı olmadıkça ve olayla doğrudan ilgisi, bağlantısı bulunmadıkça, bir insanın davranışı veya işlediği suç, onun ırkına, milliyetine, dinine, cinsiyetine, cinsel eğilimine, hastalığına veya fiziksel, zihinsel özürlü olup olmamasına dayandırılmamalıdır. Kişinin bu özel durumu, alay, hakaret, önyargı konusu yapılmamalıdır.
Özel hayatla ilgili boyuta gelince… Özel hayat/haber ilişkisinde aslolan kamu yararıdır.
Bu durumlarda dahi, özel hayatın kamuya açılan kesiti mutlaka konuyla doğrudan ilgili olmalı veya ilgili kişinin özel hayatının onun kamusal faaliyetini de etkileyip etkilemediği gözetilmelidir.
Bu kadar ahkam kesmenin ardından bir gazetecilik okulu öğrencisi kalkıp, başlıktaki soruyu muhatabına doğrudan sorabilir mi?
Böyle bir soru kamu yararı, bilgi-haber alma hakkı ile açıklanabilir mi peki?
Bugün Gazetesi´nin Selin Sayek Böke ile ilgili sürmanşetini görünce meslek adına utandım. Meslek ilkeleri üzerinden üzüldüm. Mesleğin geldiği aşamadan dolayı ise öfkelendim. Gugıllasaymış, ulaşacağı bilgileri paylaşsaymış bile bu kadar önyargıyla bakmazdı. Geldikleri nokta, ‘Afedersiniz, Hıristiyan´mış´ demenin bir başka yolu.
Hatay´da yaşayıp, bu soruyu kim sorabilir?
Farklılıklar bilinir, insanlar farklılıklarıyla kabul görür Hatay´da.
İskender Sayek dediğinizde, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi´ni birincilikle bitirmiş, aynı fakültenin efsanevi cerrahı ve dekanını çağrıştırması gerekirken;
Annesi, İzmirli Füsun Sayek adı ise, sadece Türk Tabipleri Birliği eski Başkanı Dr. Füsun Sayek olarak bile birçok değerin çağrışımı iken...
Selin Sayek Böke adını, kimliğinin çok özel bir parçasıyla sürmanşete çıkartıp, mensubu olduğu partiye bunun üzerinden yaklaşmak tam da bu gün dikkat çekmemiz gereken tehlikenin kendisi: Ayrıştırmak, kategorize etmek, küçültmek ve küçücük çekmecelerin içine birer kartotekse dönüştürmek.
Bir bilim insanını tüm taşıdığı değerlerinden sıyırarak sunmak… pes artık!