Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Sadullah ÇAĞLAR

Sadullah ÇAĞLAR

Tarih: 20.07.2022 18:12

Sevda ile yaşam bir ömre bedel

Facebook Twitter Linked-in

Sevmek ya da sevilmek tabiat kanunu olup, sevmişsen yaşamışsın demektir. İnsanoğlu duygusal yanıyla diğer canlılardan farklıdır. Aslında sevgisiz kalmak yaşamamak demektir. Boşuna mı söylendi sevda dolu şarkılar, bestekar Şerif İçli´nin ´Güzel bir çift göz attı beni bu derin sevdaya´ ya da Selahattin Pınar´ın geç kalmış aşkını haykıran eseri ‘Bir bahar akşamı rastladım size´.

Üstat Münir Nurettin´in ‘Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın´ bestesi kalpleri fethetti. Aslında ölesiye aşkta, Kerem gibi yanmak da var; fakat en kötü olan hiç birbirini sevmeyen iki insanın birlikte yaşaması kadar zor bir hayat olmaz.

Seven bir kadının güzelliğini görmeyen bir kişi, hiçbir şeyi sevemez. Bir kadın takdir edilmediği kendisini anlamayan birini sevemez.

Büyük aşkların ölümsüz mektupları vardır. Aradan yıllar geçse de bu duygu dolu gözleri ıslatan yazı kalbe yazılır. Bütün Dünya dergisinin yazarı Ünsal Elbeyli´nin kalpleri sarsan mektubu unutulmadı. Mektubun geniş özetini sunuyorum; 'Sevgili hanımefendi, size nasıl ulaşabilirim. İsminizi bile bilmiyorum. Sizi ilk defe kaldığım Pera Palas otelinin balkonunda gördüğüm zaman bana dikkatle bakmıştınız fakat ben o bakışın manasını anlamadım. Bunun için hep kendimi suçladım zira ben sizi anlamakta çok geç kalmıştım. Oysa siz hep beni bakışlarınızla takip ettiniz.

Benim için geç sayılabilecek sevda, artık benim kalbime yazıldı. Her anımda sen varsın, neye baksam seni görüyorum. Acaba sana nasıl yakın olabilirim, bilemiyorum. Sesini duyabilmek bile benim için büyük mutluluk. Yüzünüzdeki masum ifade ailenizin üzerinizdeki baskıcı yapısını yansıtıyor adeta. Sizden uzak kalmanın beni nasıl üzdüğünü kelimelerle anlatamam. Zengin İstanbul´un Pera Palas otelinde bazen balkona çıkıp Boğaz´ın eşsiz güzelliğini seyrederken seni yanımda gibi hissediyorum. O an kendimi Emirgan´da uçan martıları seyreder gibi düşlüyorum. Sonra Beyoğlu Çiçek Pasajında gazinoda birlikte yemek yiyip kahkahalar atarken seni seyretmeyi hayal ediyorum.

İstanbul´u sensiz gezmek benim için hiç bir anlam taşımıyor. Seninle İstanbul´un Kalamış semtine gidip orada Münir Nurettin ‘in söylediği ‘İstanbul´u sevmezse gönül aşkı ne anlar´ sonra beraber Kadıköy´e gidip oradan Üsküdar´a geçip Çamlıca tepesine çıkıp çamların sesi bize mehtabın süzülüşünü anlatırken kol kola girip o güzelim harika manzarayı seyretmek bir ömre bedel olurdu. Ama sen bulunduğun aile yapısına bağlanmış gibisin ve senin çektiğin acıları ben de seninle yaşıyorum. Bazen bütün gün seni düşünüyorum. Bir an bile olsa seninle vakit geçirebilmek için her şeyimi verirdim.

Bazen taktığınız atkı bile güzelliğinize ayrı bir renk katmakta. Henüz çok gençsiniz ve yıllar sizi yıpratmamış, zaman güzelliğine hiç dokunmamış. Artık tüm dünyamda sadece sen varsın. Bazen senden önce ne kadar yalnızmışım diyorum, dostlarım çok ama sen yanımda yokken tek başıma bir adadayım sanki. Seninle birlikte olmak benim en büyük hayalim. Seni hep bekleyeceğim. İsimsiz sevgilim şimdilik sana veda ediyorum, bütün rüyalarım seninle olsun.'

Ne demişti filozof Sokrat ´Benim tek bildiğim bir şey vardır o da aşktır´.

Aşk ve sevdadan bahsedince dostluğun önemini anmadan olmaz şimdi tarihi bir mabette yer alan dostluk üzerine olan bir yazıyı sizlere aktarmak istiyorum; 'Sevdiğim dost bu sana benim yakın olan arkadaşlık mesajımdır. Biz dostuz, bunu unutma. Bir gün bunalırsan bu sıkıntını paylaşmak istersen mutlaka gelirim. Bir gün üzülürsen seni üzüntüden kurtarırım. Uzaklara gitmek istersen beni aramaktan çekinme. Seni belki durduramam. Ama senle gelirim. Bir gün herhangi bir konuda kararsız kalırsan ara beni seni senden fazla düşünür sana fikirler verebilirim. Bir gün birini dinlemek istersen de ara beni. Bir gün beni üzdüğünü düşünürsen de çekinme ara beni göreceksin ki sana kızmam ve üzmem seni. Bilesin insanlığın en önemli yanı dostluğun değerini bilmektir.'
Biz yine aşklara dönelim ve edebiyatçı yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu´na kulak verelim; 'Bir defa yanan kalbe dünyanın en serin suları alevdir sönmez. Ve zavallı sevdalıya yeryüzünde rahat yoktur. Her yer ona zindan ve karanlıktır. Aziz dost bana inan onu çekmeyen bilmez, ihanet bile onun yanında lekesiz beyaz bir güvercindir. Evet aziz dost sevda ölümden daha yaşlıdır.'

Şimdi sevda üzerine bir Japon şiirini okuyalım; 'Eğer seninle yaşayabilseydim, uzakta bir dağ içinde kaybolmuş bir kulübeyi bile yeterli görürdüm. Sana ormandan odun taşırdım ve yün bükerdim. Vadideki küçük ormanda çamaşır yıkardım. Bunları hepsini severek yapardım.'

Sevgi ve aşk deyince Mevlana´dan bir dize almazsak eksik olur; 'Sevgilime gecenin uzun siyah saçlarını verdim. Gözlerine yıldızların yakıcı güzelliğini koydum, vücuduna ayın mahsun solgunluğunu saçtım. Göğü dudaklarına yaklaştırmak istedim.'

Yazımızı aşk şiirinden bir dize ile bitirelim; 'Sevgilim bütün vücudumu yak, fakat kalbimi yakmaktan çekin çünkü orada sen varsın.'


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —