Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Halit KATKAT

Halit KATKAT

Tarih: 29.09.2022 07:58

Türk-İş Başkanı işçilere değil siyasilere güveniyor

Facebook Twitter Linked-in

Geçtiğimiz hafta Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Türk-İş Genel Merkezi'nde düzenlenen Kadın Çalışmaları Toplantısı’nın açılışında, kadınların çalışma hayatında çeşitli ayrımcılıklara maruz kaldığını belirterek, düşük ücret, mobbing ve kötü çalışma koşullarının dünyanın dört bir yanında kadınların ortak sorunu olduğunu söyledi. 

Bu açıklamada ayrıca "Mesela 10 bin lira ücret alan bir işçiden, ocak ayında 630 lira vergi kesintisi yapılırken, eylül-ekim aylarında ücretinden 1900 liraya yakın kesinti yapılıyor. Bu sürdürülebilir bir şey değil. İşçiye ocak ayında verilen ücret, aralık ayında da verilmeli. Bu vergi konusunu anlatıyoruz ama Hazine Bakanı ya duymuyor ya görmüyor. Vergi konusu dayanılacak gibi değil buna bir çözüm bulmak lazım" dedi.

Kamuda taşeron işçilik kavramının tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini dile getiren Atalay, emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) meselesinin de beklentiler doğrultusunda çözüme kavuşturularak, ülkenin gündeminden çıkartılmasını talebinde bulundu.

"Ülkemizde, sendikal örgütlenme yüzde 14 düzeyinde. İşçilerin yüzde 86'sında sendikalar örgütlü değil. Bir iş yerinde sendikalar örgütlenmek istediğinde, işverenler hemen işçileri kapının önüne koyuyor ya da işçilere mobbing uyguluyorlar. Bu dün de vardı bugün de var. Çalışanlar, işverenlerin merhametine bırakılmamalı. Hangi partiden olursa olsun siyasetçilerin sendikal örgütlenmeyi desteklemesini istiyoruz."

28 Ocak 2022 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan verilere göre Türk-İş'in üye sayısı güncel olarak 1.213.439.  Türk-İş Genel Başkanının dile getirdiği talepler önemli ve doğru, ama bir milyon iki yüz bin işçinin üye olduğu konfederasyonun başkanı olarak böyle herhangi bir yurttaş gibi ya da muhalefet lideri gibi dile getirmesinin hiçbir etkisi yok. Bu sadece iş yapmış görünmek için öylesine söylenmiş sözler olarak kalacaktır.

Bir milyondan fazla üyesi olan bir işçi sendikaları konfederasyonunun başında bulunup yukarıdaki önemli taleplerin, sıradan ve sızlanarak siyasilerden çözüm bekleyerek dile getirilmesi ancak işçi sınıfından kopmuş, sınıfa güvenmeyen bir bürokratın söyleyeceği sözlerdir.

Ülkenin en büyük sendikası olarak, ülkedeki bütün işleri durduracak güce sahip konfederasyonun yapması gereken yukarıdaki talepleri bir sözleşmeye dökmek için genel grev tehdidi ya da genel grevle dile getirmek ve almak olmalıydı. Burada işçi sınıfının gücü hiçe sayılmakta ve işçi sınıfına güvenme yerine siyasilere güven öne çıkmaktadır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —