Menü Doğru, dürüst ve sorumlu habercilik
Halit KATKAT

Halit KATKAT

Tarih: 20.08.2019 10:11

Türk İş´in satış sözleşmesi ve işçi iradesi

Facebook Twitter Linked-in

Bayramdan önceki yazımda, Hükumetin 6+4 teklifi üzerine Türk-İş Başkanı Ergün Atalay´ın “Bu teklif üstünden konuşacak bir şey yok, Hükumetin yeni bir teklifle gelmemesi durumunda greve başvuracaklarını söylediğini yazmış ve Türk İş´in bu güne kadar yaptığı TİS´lerde hiç greve başvurduğunu görmedik; Hatta bir çok kez işçiler grevde ısrar ettikleri halde bile Türk-İş bunu yapmadı. Uzlaşmazlık halinde hep yüksek hakem kuruluna gider. Oradan gelen karar uygulanır. Bu defa bunun bir istisnası olur mu hep beraber göreceğiz' diye yazmıştım. 

Yine Türk İş Başkanı Atalay “Biz asgari müşterekte buluşursak, sendika başkanlarına işçilere sormasını isterim. İşçiye sormadan bir şey yapmam. Darphanede süre dolunca başkan gidip işçiye soracak işçi ne derse onu yaparız.” demişti. (07 Ağustos 2019 tarihli gazetelerden) diye de basın açıklamasında söz vermişti.
Türk İş her zaman ki işveren yanlısı uzlaşmacı tavrıyla benim yazdıklarımı doğruladı. İmzalanan TİS´e göre 200 bin kamu işçisinin ücretlerine, 2019 yılı için yüzde 8+4, 2020 yılı için de yüzde 3+3 ücret zammı yapılacak. Brüt 3 bin 500 TL altında ücret alan işçilere ise seyyanen (brüt 3 bin 500 TL´yi aşmayacak biçimde) 150 TL zam yapılmasının TİS´te karar altına alındığı açıklandı. Bunun neti 2.625 Lira
Taşerondan kadroya geçirilen 300 bin kamu işçisi de ancak 2020 yılının ikinci yarısından sonraki yüzde 3´lük zamdan yararlanabilecek! Türk İş Başkanı Atalay, resmi enflasyon 5,64 diyor. Hal bu... ki enflasyon TÜİK´e göre yüzde 16.65 dolaylarında, T.C Merkez Bankası tahminine göre ise yüzde 19.8. Hatta cumhurbaşkanlığı maaşı yüzde 26´dan hesap edilerek zam yapılmıştı. Yani Türk İş´in yaptığı TİS ne kendi hesabına ne de enflasyon hesabına uymamıştır. Ama işverenlerin ve hükumetin hesabına uyduğu kesin.
Burada Türk İş Başkanının açık kalan mikrofonlara yansıyan bakana söylediği 'uzarsa işi karıştıracağız, en azından kapattım böyle' sözü sözleşmenin açıkça satış sözleşmesi olduğunun açık bir göstergesi olarak TİS tarihinde yerini alacaktır.
Önceki yazılarımda belirttiğim gibi TİS hazırlanmasından oturumlara ve TİS imzalanmasına kadar yapılan tüm süreç işçiler açısından yanlış bir süreç ve kabul edilmemesi gereken bir süreç. Bu süreçte ne TİS hazırlanmasında, ne oturum aşamalarında ne de TİS imzalanmasında işçinin kararı ve iradesi yok. İşçinin iradesinin olmadığı bir yerde TİS ile alınan üç beş kuruşun az mı? çok mu? hesabının hiç bir kıymeti yok. Zaten pazarlık konusu da sadece ücretler üzerinden yapılıp işçiye de onun üzerinden sunulmaktadır. Halbuki yine daha önce yazdığım gibi işçilerin bunlar kadar hatta daha da önemli talepleri var. Örneğin iş güvencesi ve kazalarda can güvenliği konuları. Bu konular da TİS´lerde gündeme getirilmiyor.
Evet, işçiler bu sözleşmeyi kabul etmeyebilirler, yeni kendi iradeleriyle sözleşme yapabilirler, ek sözleşme isteyebilirler. Ama bunları yapmaları ve süreci kendi çıkarları temelinde ele almaları için şimdi ki mevcut sendika yapılanmalarını kökten değiştirmeleri gerekir. Bu günkü işçi iradesine dayanmayan sendika bürokrasisini ayakta tutmaya yarayan delege usulu yönetim seçme sistemini kaldırıp tamamen kendi iradeleriyle seçtikleri temsilcilere dayanan sendika yönetimleri oluşturmadıkları takdirde bu TİS sistemi böyle devam edecektir. İşçi iradesine tabi olmayan sendikalar sendika ağası üretmeye devam edecektir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —