Bu günlerde; asgari ücretin belirlenmesinde ne baz alınmalı, nasıl hesaplanmalı? Sorusunun yanıtından çok asgari ücret kaç lira olsun?, asgari ücret komisyonu yüzde kaç zam yapacak? bunlar tartışılmaktadır.
Günümüzde işçi, işveren, hükümet arasındaki pazarlıklarda ele alınan değerlendirmelerde birinci ölçü enflasyonun değeridir. Resmi rakamlarla işçinin yaşadığı enflasyon arasında her zaman bir fark vardır. Resmi rakamlara göre saptanan ücret, enflasyona karşı her zaman geride kalır. Yıl içindeki enflasyon farkı yani geçmiş enflasyon farkı ücrete zam olarak yansıtılıyorsa da, hem hesaplamada düşük gösterilme, hem de zammın dönem sonunda yapılması emekçinin maaşında değer kaybına yol açar. Sermaye yanlısı kapitalist devlet tarafından sermaye sahibinin kollanması, emekçinin üzerine ikili kambur olarak binmektedir.
Ücretin üretime göre belirlenmemesinin nedeni işçilerin ürettikleri ürünün değeri ile kendi ücretleri arasındaki bağı görmemeleri içindir. Çin´de 2017 yılı verilerine göre 1.4 milyar akıllı telefon üretilmiş. Bu tüm dünyada üretilen telefonların dörtte üçüne tekabül ediyor. Apple, Samsung ve LG gibi dünya devleri akıllı telefonların büyük çoğunluğunu Çin´deki fabrikalarda üretiyor. Bu, saatte 162.000; günde 3.888.888 adet akıllı telefon üretimi demek. Bir İphone telefonun değeri 12 ton buğdayın değerine denk. Eski teknoloji ile yani iş makinası olmadan yapılan buğday üretimi ile 12 ton buğdayı binlerce tarım işçisi altı ay emek verdikten sonra elde edebiliyor. Basit emek harcayarak buğday üreten bir tarım işçisi ile teknoloji kullanarak akıllı telefon üreten bir sanayi işçisi arasındaki üretkenlik farkı ister istemez ücretlere de yansımaktadır. Bu aynı zamanda sanayi üretimi yapan kapitalist patronun kar marjının, tarım üretimi yapan patronun kar marjından çok fazla olduğunun da göstergesidir.
Ama bütün bu devasa üretime karşın işçilerin aldığı ücret nedir? Yukarıdaki örneğe Çin koşullarında yakından bakalım: Yukarıdaki örnekte verilen akıllı telefon sektöründe bir milyon işçinin çalıştığını varsayarsak işçi başına ayda yaklaşık 4 telefon üretiliyor demektir. Peki Çin´de asgari ücret ne kadar? Şangay da asgari ücret 350 dolar. Bir işçi yaklaşık ortalama bir Iphone telefonu almak için iki ay çalışması gerek. Yani bir işçi ayda 4 telefon üretiyor; ama kendisi ancak yarım telefon alacak kadar ücret alıyor. Patrona işçi başına üç buçuk telefon kår kalıyor. İşte kapitalizmin sömürü çarkı böyle işliyor. Bu sömürüyü gizlemek için de ücretlerin hesaplanmasında işçinin ürettiği malın değeri dikkate alınmıyor.
Her işçi, özellikle sınıf bilinçli işçi, kendi ürettikleri ile aldıkları ücretler arasındaki farkı hesap ederek pazarlıkların buradan yürütülmesi konusunda sendikalarını uyarabilirler.
İşçiler 19. yüzyılın başlarından başlayarak kendi hakları için büyük mücadeleler veren işçiler, 8 saatlik iş gününü ancak 20.yüzyıl başlarında kazandı. Ama burjuvazi her zaman işçileri fazla çalıştırmak ve az ücret vermek için sürekli bir çaba gösterdi. Bugün kapitalizmin en geliştiği ülkelerde “fazla mesai” vb. adı altında, daha geri ülkelerde ise sınırları belirsiz çalışma günleri söz konusu. Esnek çalışma, taşeronlaştırma, kazanılmış sosyal ve ekonomik hakların gaspı günümüz kapitalizminin karakteri haline gelmiştir. Ama çalışma saati yasalarda hâlâ 8 saat olmasına karşın işçiler daha fazla çalışmaya zorlanmaktadır ama ücretler neredeyse değişmeden kalmaktadır.
Kriz dönemlerinde işçinin çalışma koşulları daha da ağırlaşır. Kriz dönemlerinde işverenler fabrikalarda çalışanların bir kısmını çıkararak üretimi kalan işçilerle sürdürmeye çalışır. Üretim araçlarının gelişmesi sonucu çıkan işçilerin işi makinalara ve kalan işçilere yaptırılarak üretim açığı giderilir. İşçilerin yarısının çıkarılmış olduğu varsayılırsa kalan işçilere iki misli mesai yaptırılarak üretim açığı kapatılır.
Ücretlerin ve asgari ücretin belirlenmesinde sendikaların varlığı da inkar edilemez. Ancak sendikaların, işyerlerinde TİS imzalamaktan başka asgari ücretin belirlenmesi, işten çıkarmaların ve iş kazalarının önlenmesinde önemli etkileri olması beklenirken, işçi iradesine dayanmayan sendikacılar, işçilerden ziyade işverenlere yaranmaya çalıştıkları için ücretler düşük kalmakta, işçiler işten atılma ve iş kazalarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar.