Yerel seçimler bitince yandaş sendikalarda bir teleş başladı. İşçi ve memurlara baskı yapıldığı, işçi ve memurların Memur-Sen ve Hak-İş´ten istifa ettirildiği iddiaları ortalığa yayıldı.
Bunun nedenini bu sendikaların üye sayılarının AKP iktidarı döneminde şişirilmesinde aramak lazım.
İktidar yanlısı bu sendikaların sayıları şişirilerek toplu sözleşmelerde yetkili hale getirildi ve bu sendikalardan işçinin beklenti ve taleplerinin karşılanması yerine işverenin ve iktidarın isteklerine boyun eğmesi amaçlandı.
Şimdi belediyelerde yönetim muhalefetin eline geçince bu ayrıcalıklarını yitirme korkusu yaşayan bu yandaş sendikalar telaşa kapıldılar. Gerçi belediyelerde daha önceki seçimlerde de yönetim değiştiğinde yetkili sendika da değişiyordu.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen´de katıldığı bir toplantıda “...Ha ne yapacak sana? Seni makamından mı alacak? Alsın. Seni memurluktan atabilir mi? Atamaz. Çünkü 657 denilen bu yasa bir defa sizi güçlü bir şekilde koruma altına almıştır. Kaldı ki bu yollara tevessül edenlerin karşısında kapı gibi Memur-Sen camiası var. Ve yine şunu bilmeniz lazım ki bu ülkede bir hükumet var. Biz hiçbir zaman yapılacak bu zulümlere tribünden seyirci olmayız. Yapılması gereken neyse bunu da yaparız” diyerek memurların sendikalarını özgürce seçmelerinin önüne set çekti. Yani en üst yetkili makam olarak esas baskıyı kendisi yapmış oldu. Ayrıca daha önce memur güvencesi olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasasını değiştirerek memur güvencesini kaldırmak istediğini de defalarca belirtmişti. Şimdi aynı yasayı kendi amaçları için kullanıyor. Nitekim bu amaçla KHK çıkararak akademisyenler ve memurlar işten çıkarılmıştı.
İyi de bugün belediyelerde çalışan kamu emekçileri Memur-Sen ve Hak-İş´ten neden istifa ediyorlar diye baktığımızda şunu görüyoruz: Bugün yaşanan; iktidardan yana olmayan sendikadan istifa ettirilip Memur-Sen ve Hak-İş´e baskıyla üye yapılan emekçilerin bir başka sendikaya geçmeye zorlanması değil, tersine dün zorla “bakan, genel müdür, müdür ve şef baskısı”yla, üye oldukları sendikalarından istifa ettirilerek ya da daha işe girdiklerinde “emir” yoluyla Hak-İş ve Memur-Sen´e üye yapılan emekçilerin, bugün belediye yönetimlerinin değiştiği yerlerde bu baskının “gevşemesi”yle, özgür iradeleriyle sendika değiştirme girişimidir. Bir defa Hak-İş ve Memur-Sen üyesi olan işçiler ve kamu emekçileri ile diğer sendikalara üye olan işçi ve emekçiler aynı taleplere sahiptir. İşçiler ve kamu emekçileri, 17 yıllık AKP iktidarının baskısıyla bu yandaş sendikalara üye olmak zorunda bırakılmışlardır.
31 Mart seçimi kamuda çalışan emekçiler açısından da “Bunlar artık gidici” duygusunu güçlendirmiştir ve dolayısıyla sendikalardaki baskıların eskisi kadar etkili olmayacağı bir döneme girildiğinin işaretleri artmıştır.
Önümüzdeki dönem işçilerin, kamu emekçilerinin ortak çıkarlarını görmelerini kolaylaştıracak, iktidarın “arka bahçesi” olan sendikaların güç ve itibar kaybedeceği bir dönemdir. Bütün telaşları da bundandır.