Müslüm KABADAYI

Tarih: 05.02.2026 07:29

Yıldızına Kavuşan Halis Açacak

Facebook Twitter Linked-in

Öğretmen, her daim öğrenci olandır aynı zamanda. Doğada ve toplumda sürekli bir devinim, değişim, dönüşüm ve gelişim söz konusu olduğundan, bunların nedenlerini, yasalarını ve sonuçlarını doğru analiz etmek için de sürekli öğrenmek gerekir. Eğitim de kişiye öğrenme zevki aşılamak, çözümleme ve sorunlara çözüm üretme yeteneği kazandırmak değil midir? İşte Düziçi İlköğretmen Okulu’ndan 1960’lı yıllarda mezun olup öğretmenlik mesleğini uzun yıllar icra eden Halis ve Güldane Açacak çiftinin başarısı da öğrenme ve öğretme zevki aşılanan, öğrendiklerini toplum ve doğa-insanlık yararına kullanma bilinci kazanan öğretmen olmalarındandır.

Osmaniye’nin Kırmıtlı köyünde doğan Halis Ağabey’in adını ilk kez çocukluk ve yol arkadaşım olan Mehmet Gündüz’den duymuştum. Onların tanışıklığı 1970’li yıllara dayanırken, benim yüz yüze tanışmam 2015 yılında oldu. Öncesinde e-postayla yazışmış, telefonla görüşmüş, hatta Ankara’da çıkardığımız Bağlaç dergisinde yazısını da yayınlamıştık. Yüz yüze görüşme öncesinde üç yıl süren diyaloğumuzdan, Halis Açacak’ın oldukça deneyimli, kavgacı, azimli ve üretmek için uğraşan bir insan olduğunu fark etmiştim. Kendisi hakkında yoldaşım Mehmet’ten de çokça anlatı dinlemiştim.

Bu ön bilgilerle Bodrum’da kaldıkları yerde 2015 yazında buluşmuştuk. Yaşına göre gayet enerjik, düşünceleri ileri ve hep soran-sorgulayan bir biçemi olan Halis Ağabey ve eşi Güldane Hanım’la bir hafta kadar verimli, güzel bir zaman geçirdik. Çukurova’nın verimli topraklarında yoksul bir köylü çocuğu olarak yetişen, Düziçi İlköğretmen Okulu’nun eğitim denizinden çok yönlü bir deneyim kazanan, delikanlılığı da hiçbir zaman üzerinden atmayan Halis Ağabey, bir göçmen kızı ve ilkokul öğretmeni olan Güldane Hanım’la evlenmiş. İskenderun’da kendisi Türkçe eşi de İlkokul öğretmenliği yaparken Arkadaş Kitabevi’ni açmış. Bu kitabeviyle ilgili izlenimlerini ve düşüncesini sevgili Sadullah Çağlar Ağabey Ses Gazetemizde kaleme aldığı için ayrıntıya girmeyeceğim ama o dönemde hızla politikleşen ülkemizin eşitlik-özgürlük mücadelesine katılan her meslek ve yaştan insanının uğrağı olduğunu belirtmek isterim.

12 Eylül faşizminin emekçi halkımızın üstüne karabasan gibi çöktüğü günlerde inşaat işine yönelen Halis Ağabey, bu işlerden birinde çetecilik yapmaya kalkan birini yaralamaktan hapse düşmüş, kısa sürede hapishaneyi de okul haline getirerek, “kader mahkumu” denem o insanların kaderlerini ellerine almalarına katkıda bulunmuştur. Burada yaşadığı olayları anlattığında, “İşte bir Anadolu delikanlısı” demiştim ve ardından eklemiştim: “Zulme başkaldıran İnce Memed geleneğini sınıf bilinciyle sürdüren bir öğretmen aynı zamanda.” “Dayı Ama Kabadayı Değil” kitabında bu saptamamın ayrıntılarını severek okuyabilirsiniz.

2016’da kaleme aldığı “Sevgi Çemberi” öykü kitabının ve ardından “Süngercim” adlı romanının düzeltmelerini yapmıştım. Kendisi, yazma tutkunu olmuştu ve bu noktada ortaklaşıyorduk. Sürekli yazmak istediğimiz konularla ve anlatım biçemleriyle ilgili yazışıyor, telefonla görüşüyorduk. Eşi Güldane Öğretmen’in yakalandığı kanseri yenebilmek için birlikte verdikleri mücadeleye, karı-koca dayanışmasına hayran olmuştum. Özellikle bu hastalığı yenmede taze dalağın yararını öğrenmiştim. Bu mücadelelerini romanlaştırmasını ısrarla önermiştim ve Halis Ağabey “Ellerimi Tut” yapıtıyla bu çok önemli deneyimlerini okurla buluşturmuştu. Bunda sonra Antakya’daki bir kitap fuarında sevgili Adnan Gerger arkadaşımızla üstlendiğimiz beş gün süren edebiyat-sanat programında alınan bir karar gereği Halis Ağabey’in bizi yanlış anlaması nedeniyle bağımız kopmuştu. Buna hep üzüldüm.

O üretken insan daha sonra Köy Enstitüleri, Öğretmen Okulları ve eğitim sistemleri üzerine teorik ve uygulamayla ilgili görüş, düşünce ve önerilerini içeren “Sönmeyen Ateş” adlı kitabını yazdı. Kendisinin okuyamadığım tek kitabı var, o da “Düziçili Yol Arkadaşlarım” adını taşıyor. Aynı okulda kendisinden 10 yıl sonra okuduğum için bu kitapta anlattığı olay ve kişileri merak etmişimdir. Yayın ve kitabevlerinde bulamadığım bu yapıtını da kütüphanelerden bulup çoğaltarak okumak görevim oldu artık. Çünkü, kendisini 30 Ocak günü Marmaris’te tedavi gördüğü hastanede kaybettiğimizi yoldaşım Mehmet Gündüz haber verdi. Tabi ölümü yanında son yıllarda görüşemediğimiz için de çok üzüldüm. O üretken, mücadeleci ve dayanışmacı, aynı zamanda öğretmen-yazar Halis Açacak Ağabeyimizi sonsuzluğa, yıldızlara uğurlarken, eşi Güldane Öğretmenimize, kızlarına ve sevenlerine sabır diliyorum.

Onun cenaze törenine katılamayan tüm dostları adına yoldaşımız Mehmet Gündüz katıldı. Bizim yerimize mezarına toprak attı. Onu da buradan bu vefalı tutumu nedeniyle selamlıyorum.  


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —